Ametist || Meltem Özkaya (Yorum)



Genç yetenek Meltem Özkaya'dan Wattpad'de çok beğenilmiş bir fantastik bilim kurgu kitabı; Ametist!
Yeni Dünya projesinin asıl amacı halka duyurulmamıştı. Daha önce gidilen gezegenlerin nedenlerine benzer fikirler öne sürülmüştü; keşif, koloni, kaynak… Fakat asıl neden bunlardan hiçbiri değildi. Yeni Dünya'yı diğer gezegenlerden ayıran bilinen ve bilinmeyen onlarca, belki de yüzlerce farklılık vardı. Bunların başında gezegene gidecek olan kişilerin seçilmiş kişiler olması geliyordu. Hepsinin bir ortak noktası vardı fakat hiçbiri bunun farkında değildi. 
Dolunay Ateş de onlardan biriydi. Üstelik ilk gruptaydı. Ve belki de Yeni Dünya'nın etkisini en çok hissedenlerden biri olacaktı. Dünya'dayken de sıradan biri değildi, başka bir gezegende sakin duracağını kim söyleyebilirdi?
Ametist şehri o yılın dönüm noktasıydı. İsyanların, devrimlerin ve savaşların ilk kısmı Yeni Dünya'nın kalbi olan bu şehirde başlayacaktı. Yüzlerce dostun ve düşmanın, aşkın ve nefretin, yok oluşun ve yeniden doğuşun hikâyesinin başladığı yerdi. 

💧💧💧💧💧💧💧💧💧

Sevemedim.
Kurgunun içine bir türlü giremedim.
Karakterlere adapte olamadım.
Her şey çok çabuk olup bittiye geldi sanki.. 😕
Kurgunun içindeki dünyayı hayalimde canlandıramadım.
Okurken heyecan dahil hiç bir şey hissedemedim ki kitabı şöyle okudum; 🙄
Bilmiyorum belki de bu tarz kurguda çok kitap okuduğum için farklı bir tat alamadım.
Ya da fantastik okuyacak havada değildim bilemiyorum.
Pek bana hitap eden bir kitap olmadı maalesef. 😕
Ama bu sizin de sevmeyeceğiniz anlamına gelmez..
Renkler ve zevkler farklıdır diyorum.
Merak ediyorsanız bir şans verebilirsiniz. 😉


💓"Meltem Özkaya Wattpad'den klişe olmayan hikâyelerin de çıkabileceğinin ve Türklerin de harika genç-bilim kurgular yazabileceğinin bir kanıtı. Ametist kesinlikle okunmaya değer bir eser."- Ayşenur Nazlı
💓"Ametist sizi gelecekte, başka bir dünyada sıradışı bir yolculuğa çıkarıyor. Gelecek vadeden bir hayal gücü ve fantastik bilim kurguya renk getiren bir kitap."- Siyah Lotus
 
Pinterest shareGoogle Plus share

Sen'li || Merve Akıncı (Yorum)



Bu defter, beraber yaşadığımız her şeyin anısına övgüyle yazılmış, hatırlanmaya değer her şeyi içeriyor. 
Hayır, bu bir günlük değil, bu senli bir anılar geçidi olacak. 
Senin ve Benim... 
Karan ve Bahar'ın... 
Sevgin içimde büyüyen bir çığı anımsatsa da, o çığın üstüme devrilip sonumu getireceğini adım gibi bilsem de yine de yanında olduğum için, varlığını hissedebildiğim için hep binlerce kez şükrettim. Seni sevmek daha değerliydi, kendimden daha çok…

* * *


"Hep uçurumlarda geziyordun. Her şeyin en kenarında... Pencerenin kenarı, çatının kenarı, korkulukların kenarı ve şimdi de ucu açık, ötesi olmayan bir uçurumun kenarı..."


* * * 

Neden Karan?
Neden sevmedin Bahar'ı? 
Neden izin vermedin? 
Neden bir şans vermedin?

Neden Bahar?
Neden bu kadar sevdin Karan'ı?
Neden kendinden bu kadar ödün verdin?
Bunu kendine neden yaptın?
Peki değdi mi? 

Kısacık ama oldukça etkileyiciydi.. Ve bence Merve Akıncı'nın kalemi bu! Onun kaleminden bu tarz da daha çok kurgu okumak isterim.

Okurken "neden" soruları ile boğuştum. Kimi yerde kızdım, kimi yerde üzüldüm, kimi yerde de alıp bağrıma basasım geldi. En büyük kızgınlığım ise Karan'a.. Bahar'ı incitmesine, bir şans vermemesine katlanamadım. Cidden! Bahar bunları hak etmiyordu.

Bahar ise o yaşına rağmen ne denli büyük sevdiğini kanıtladı bizlere.. Yaptığı fedakarlıkları ve katlandığı zorlukları okurken duygularıma hakim olamadım. Ahh, küçük yaprak! Keşke hiç sevmeseydin Karan'ı.. Keşke kendinden hiç bu kadar ödün vermeseydin.. Keşke bunları kendine yaşatmasaydın.. 

Büyük bir "AH!" ile bitti kitap. Kitabın sonu ise oldukça şaşırtıcıydı ki "vay bee" dedirtti. Sonuç olarak Merve Akıncı'nın diğer kitaplarından bir tık daha iyiydi.. Kitabın depresif bir yapısı ve başlayacak olanların bunu göze alarak başlamalarını tavsiye ederim. Son olarak bence Merve Akıncı bu türe daha yoğunlaşmalı.. 😊
Pinterest shareGoogle Plus share

Okumadığım Kitaplar



Merhaba!
Kitaplığımda okunmayı bekleyen kitapları liste haline getirdim.

📚📚📚
Pinterest shareGoogle Plus share

[Bu Ay Neler Okudum / İzledim?] Haziran│17



 OKUDUKLARIM 


📚SAFİR
📚ÜST KATTAKİ DELİ KADIN
📚EVLİ BARKLI
📚ELYA ŞEYTANI
📚PATRON
📚KÖTÜLÜK TOHUMLARI
📚SIĞ SULARDA KAYBOLAN
📚BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU
📚BODYGUARD
📚YETİM KRALİÇE
📚SONSUZ RUH
📚EN KARANLIK GECE



İZLEDİKLERİM
  1. Assassin's Creed / 4 PUAN 
  2. Ölü Gelin / 2 PUAN 
  3. Arrival / 4 PUAN
  4. Demir Adam 1 / 4 PUAN 
  5. Demir Adam 2 / 4 PUAN
  6. Logan / 5 PUAN 
  7. Ninja Kaplumbağalar 1 / 4 PUAN
  8. Ninja Kaplumbağalar Gölgelerin İçinde / 4 PUAN
  9. Assalamualaikum Beijing / 5 PUAN
  10. Karlar Kralı Norm / 4 PUAN 
  11. Açlık Oyunları Alaycı Kuş - Bölüm 1 / 2 PUAN 
  12. Captain Amerika Civil War / 2 PUAN
  13. Güzel ve Çirkin / 4 PUAN 
  14. Moana / 4 PUAN
  15. Sindirella / 3 PUAN



Yorumlarıma ulaşmak için; 
Pinterest shareGoogle Plus share

Lemariz Müjde Albayrak || Yazar Röportajı

1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. Lemariz kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
💙Merhabalar. Esas ben çok teşekkür ederim benimle bu keyifli serüveni paylaştığınız için. Gözlerimden kalpler fışkırarak bakıyorum. Siz göremiyorsunuz ama kocaman bir gülümseme var yüzümde sayenizde. Gelelim soruya, Lemariz bir hayalperesttir. Uçsuz bucaksız hayaller aleminde yaşamını somut dünya ile hayal dünyası arasında bölmek yerine iki dünyayı bir birine karıştırmış bir sihirbazdırda diyebiliriz. Bunu nasıl yapıyorsun derseniz sanırım aldığım eğitime borçluyum. Lisans eğitimim Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi. Sonrasında da pazarlama ağırlıklı işletme yüksek lisansı yaptım (MBA). Halen daha da bu alanlarda çalışıyorum. Bu da bana bir çok farklı dünyanın kapılarını aralıyor ve bende o dünyaları kitaplarıma taşıyarak okurlarıma ulaştırıyorum. Neden hayalperest dediğime gelirsek, çünkü ben tüm gerçekliği hayallerle süsleyerek masallar yazan biriyim. 
2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?
💙Yazarlık serüveni kendimi yazarak ifade etmenle başladı diyebilirim. Yani takriben yazmayı ilk öğrenmemler başladı desem sanırım abartmamış olurum. Kendimi yazmayı ilk öğrendiğim zamanlardan itibaren yazarak ifade eder, öfkemi, sevincimi kağıda dökerdim. Ebeveynlerime mektuplar yazardım bana kızdıklarında. Daha sonraları bu hikayelere dönüştü ve lise yıllarımda kısa öyküler yazmaya başladım ancak utangaç bir gençtim, nadir olarak paylaşırdım. Bir gün yüksek lisansımda çok sevdiğim, reklamcılığın duayeni bir hocamız bizlerden boş bir kağıt çıkartmamızı istedi ve tek bir soru sordu: "Büyüyünce ne olacaksınız?" Bende tek bir cevap verdim ve dedim ki büyüyünce mutlaka en az bir roman yazacağım ve ben  yazar olacağım. O soruya verilen cevapların kaçı bir gün gerçek oldu bilmiyorum ama benimki gerçek oldu. 
3. Safir hikâyesi nasıl ortaya çıktı? Nede Historical Romance?
💙Safir benim çok zorlandığım bir dönemde girdi yaşamıma. Safir'i yazmaya başladığım dönemde ailevi bir dolu ve ciddi sağlık sorunları ardı ardına geliyprdu ve benim yazmakta olduğum Yoksun hikayesi tüm bu korkulu bekleyişler sırasında tıkandı. Benim için çok zorlu bir süreçti ama sağolsun canım gibi sevdiğim dostlarım beni yalnız bırakmadılar. Bırakmadıkları gibi her gün Yoksun sormaya başlamışlardı. Bende dedim ki onlara size bu hikayede ki karakterlerin atasını yazayım mı? Ben ne okumak istiyorsam onu yazarım ve o süreçte okumak istediğim şey kesinlikle tarihi romantik kurgulardı. Öykü Odabaş, İrem, Yağmur ve kendime diye özel olarak başladığım bu kurgu Hissiz serisinin karakterlerinin atası olmaktan çıktı ve kendi başına benim okumayı çok sevdiğim türde bir romana dönüştü. Ben buna yazmanın büyüsü diyorum. Sonuçta ben aşk yazıyorum, hangi zamanda, hangi mekanda ya da hangi gerçeklikte olduğunun hiç bir önemi yok. Belki bir gün karşınıza bir cinayet romanı ya da bir bilimkurgu ile çıkarım ama yine aşk yazarım. En çok hoşuma gidende o türü daha önce hiç okumamış, türe mesafeli okurlarımın ben yazdığım için okumaya başlayarak türü sevmeleri. Bu paha biçilemez. 
4. Kaleminizden Safir’in devamı niteliğinde yeni bir kurgu okuyacak mıyız?
💙Evet. Tam devamı denemez ama yine tarihi romantik türde kitaplarım olacak inşallah. Ufukta da Marrok ve Alistaire'in aşkı var. Ben şahsen onları okumayı çok istiyorum, umarım benimle okumayı isteyip merak edenler vardır. 
5. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?
💙Hayali aşk romanları yazıyorum ve bunlarda bir ölçüde gerçeklikten bahsedemeyiz. Hepsi birer masal ve masallarda prens üç başlı ejderhayla bile savaşabilir. Lakin ne var ki her ne kadar masalsı bir düzlemde yazıyor olsam bile her bir hareketin, tepkinin, olay - mekan örgüsünün belirli bir gerçeklik düzlemine bağlı kalması gerekir. Bu yüzden karakterlerimi oluştururken çok katı çizgilerle belirlememeye ve olaylar zincirinde bu adam/kadın bu olaya ne tepki verirdi diye tartmaya özen gösteririm. En dikkat ettiğim bir diğer şeyde sonunu baştan belirlemek. Her güzel şeyin bir sonu olmalı ki tadı damakta kalmalı. Aksi halde sezonu gereksiz uzatılıp reytingi düşen diziler gibi olur yazılan eser. Olay örgüsünde belirli iniş çıkışlar ve mutlaka son belirlenip o sona doğru kaba hatları belirlenen çizgide ilerlenirse o zaman yazarda yazdığı şeyin içinde kaybolmaz. 
6. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
💙Kesinlikle cinayet ve fantastik. Belki bir gün yazarım ancak onlarıda da aşk romanı formuna sokacağımdan acaba başka bir tür olarak kabul eder misiniz?
7. Wattpad serüveniniz nasıl başladı? Kurgularınızı paylaşmaya nasıl karar verdiniz?
💙Wattpad serüvenim uykusuz geçen hamilelik sonrası emzirme dönemimde başladı. Online kitaplar okurken buldum ve uzunca bir süre takipte kaldım. Daha önce forumlar vardı ve bir sürede facebook'dan yayınlanan kitaplar ancak ben her ikisinede eser hakları açısından güven duymuyordum. Wattpad de doğru isimlerle tanıştım ve onların sayesinde wattpad'in hukuki boyutlarını, öğrendim. Bu sayede de wattpad'de paylaşmayı denedim. 
8. Yazdıklarınızda sizi yansıtan ya da gerçek hayattan esinlendiğiniz yönler oldu mu?
💙Gerçek hayattan aldığım çok şeyde oldu. Frezya'da ki tüm karakterler örneğin gerçek hayattan doğan karakterler. Bir gün haberlerde polisin yaptığı fuhuş operasyonunda tutullananlar arasında yetiştirme yurdu bekçisinin olduğunu ve yurttaki kız çocuklarını kandırdıklarını izledim ve böylece Hacer doğdu. Zaman zaman kendimide yansıtıyorum hikayelere ama aramızda sır kalsın, misal Safir'de ki Caci benim olmak istediğim yaşlılık. Şimdi Aşk Hali'ni yazıyorum ve orada bir çok kişiye abartılı gelebilecek olan ve nefret edilen baba karakteri çok eski bir arkadaşımın birebir babası olur. 
9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikâye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
💙Yazın, hiç bıkmadan, usanmadan yazın ama yazdıklarınızı ilk siz okuyun. Kendi yazdıklarınızı hakkaniyetle okuyabilmek içinde önce çok kitap okuyun. Öyle üç beş tane tek türden değil, dini kitaplardan tutunda tıbbi kitaplara kadar her ne varsa okuyun. Yazmak belli bir kültür ve yaşanmışlık birikimidir. Yazarın yazı dünyası kendi yaşadığı dünya ile kısıtlıdır. Bilmediğiniz bir şeyi yazamazsınız öyle değil mi? Hepsinden ötesi, yazmak isteyenlere altın niteliğinde bir şey söylemek, bir ipucu vermek isterim: araştırın. Okumayan, araştırmayan ve yazmaktan bıkan yazar olmaz. Bu yüzden de aslında bir yazar olmak için basılı bir kitabınızın olup olmamasının hiç bir önemi yok. Her basılı kitabı olanın yazar olmadığı gibi her kitabı basılı olmayana da yazar değil denmez bence.  
10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?
💙Okuyun ve bir hobi edinin demek isterim. Okumak sonu olmayan dipsiz bir açlık. Okudukça daha çok okumak istersiniz. Bu yüzden ayrım yapmadan okuyun ve her şeyi, özellikle de size ait olmayan karşıt fikirleri okuyun ki neye karşı olduğunuzu en az kendi tezinizi savunmak kadar iyi bilin. Ancak böylece çürütülmeyen tezleriniz olur. Hobi de size farklı dünyaların kapısını açar. Gelişmek insanlara has bir özellik bu yüzden bu özelliği beslemek gerek diye düşünüyorum. 

Aşkla kalın, sevin ve sevilin...

Pinterest shareGoogle Plus share

Bodyguard || Alıntılar



"Seni öpmemin tek nedeni bu değildi," dedi Chandler. 
Alana'nın elleri Chandler'ın omzunda dona kalırken gözleri kısıldı. "Değil miydi?" 
Chandler çenesini eğdi ve alnını onun alnına bastırdı. Ilık nefesi onun dudaklarının üstünde dans ederken Alana'nın omzundaki parmakları sert kaslarına batıyordu. "Hayır, değildi. Chad'i aramak için evimin kapısında belirdiğin andan bu yana seni öpmek istiyordum." Şaşkınlık bir bomba gibi Alana'nın içinde patladı. O zaman onu öpmek mi istemişti? Alana erkeklerin genellikle uzun süreli arzu hissettikleri kadınlardan olmadığını biliyordu ama Chandler'a inandı. Öpme şeklinden bunu hissediyordu. "Ve ciddiyim," diye devam etti Chandler, dudaklarıyla Alana'nın yanağını okşayıp ürpermesine neden olarak. "Bir otelde kalmayacaksın. Burada kalacaksın." Göz göze gelmeleri için geri çekildi. "Yanında başka biri olmayacak. Yalnızca ben olacağım." 


Düzeltme: taşaklarına tekme atacaktı. "İkinci olarak, dolabımın içindekilerin tamamen harap olmasının senin için bu kadar iyi bir haber olmasına çok sevindim. Üçüncü olarak, seninle giysi alışverişine gitmektense hız yapan bir belediye otobüsünün önünde koşmayı tercih ederim." 
"Vay canına, kulağa çok etkileyici geliyor." Dişlerini sıkmaktan Alana'nın çenesi ağrıyordu. "Ve son olarak, burada kalamam." 
Chandler'ın duruşundaki uyuşukluk bir anda yok oldu ve doğruldu. "Burada kalacaksın, Alana." 
"Otele geri dönebilirim ve..."
"Kesinlikle olmaz," dedi Chandler onun sözünü keserek. "Bir otelde kalmak senin için güvenli değil." 

"Bu bir erkek giysisine benziyor." Chandler onun elinde tuttuğu siyah, sönük takıma dudak bükerek baktı. 
Alana gözlerini devirdi. "Hayır, benzemiyor." 
Chandler cekete bakarak kaşlarını çattı. "Omuzların da vatka mı var? Hangi yıldan kalmış?" 
Alana söylenerek bir rafın etrafında dolandı. Chandler diğer tatlı lakapların yanı sıra "piç" ve "dallama" gibi sözcükleri seçerek söylendi. "Sanırım etek giymem gerektiğini düşünüyorsun." İki rafın arasında Alana'yı kıstıran Chandler gülmemeye çalıştı. "Etekle sorunun nedir? Güzel bacaklara sahip olduğuna bahse girerim." Eğildi ve nefesi kesilen Alana'nın koyu renk gözlerindeki ani parıltıyı fark etti. Bakışlarını ondan ayırmayan Chandler dudaklarını uzatıp hafifçe Alana'nın yüzünde gezdirdi ve yavaşça bir tutam saçını çekti. İpek gibi yumuşaktı. "Bugün saçlarını açık bırakmışsın." 
Gözlüğünün ardında, Alana'nın gözleri kızgınlıkla parıldadı. "Senin yüzünden değil." 
"Bunu kendi kendine söylemeye devam et." Chandler doğrulurken etrafta tuhaf bir kimse olup olmadığını görmek için mağazayı gözleriyle taradı. Garip görünen kimse yoktu. Mağazadaki tek kişi kasanın önünde, sırtı onlara dönük duruyordu. 
Alana bir askıyı öyle sıkı tuttu ki Chandler onun plastiği parçalayacağını düşündü. Şu anki duruma bakılırsa Chandler onun dün gece kucağında birkaç dakika sessiz ve sakin oturduğuna inanamazdı. 
"Saçlarımı açık bırakmamın tek nedeni dün gece uyurken odama birinin gelip saç tokalarımı ve bantlarımı almış olması." 
Chandler gülmemek için kendini zor tutarak gözlerini açtı. "Gerçekten mi?" 
Alana burnundan soluyarak o korkunç siyah takımı askıya bıraktı. "Sanırım evinde lastik bantlara düşkün küçük bir yaratık var çünkü çantamdan onlar da yok olmuştu." 
Chandler artık dayanamadı ve gülmeye başladı. Alana'nın yanaklarının ne kadar kızardığına bakınca, görenler onların politika ya da ciddi bir konuda tartıştıklarını düşünebilirdi. Alana ona birçok erkeği korkutacak bir bakış attı. Ama Chandler'ı çelik gibi sertleştirmekten başka bir işe yaramadı. 


"Bu da ne?" Chandler başını çevirdiği anda giyinme odasının kapısının üstünde uçan kırmızı dantel parçasını gördü. Chandler'ın dudakları bir gülümsemeyle aralandı. Alana onun seçtiği kotlar hakkında yakınırken, Chandler giysi yığının içine kırmızı dantel bir iç çamaşırı atmıştı. 
Bir saniye sonra giyinme odasının kapısı aralandı ve Alana'nın pembe yanaklarıyla ateş saçan bakışları ortaya çıktı. iki küçük fildişi bant dışında omuzları çıplaktı. "Seni domuz! Direğe sarılarak dans eden striptizcinin giyeceği şeyle yatamam." 
Chandler şimdi Alana'yı o iç çamaşırıyla direğe tutunup dans ederken hayal ediyordu. Gözlüğü gözündeyken.
Düşüncelerini hissetmiş gibi Alana'nın gözleri tehlikeli şekilde kısıldı. 
"Sorun değil." Chandler bacaklarını uzattı ve bir ayağını diğerinin üstüne attı. Az önce yanlış düşünmüştü. Hâlâ sonuna gelmemişlerdi. "Çıplak da uyuyabilirsin. Dürüst olmak gerekirse bu fikri daha çok sevdim." 
Pinterest shareGoogle Plus share

PATRON || Alıntılar




M E R H A B A !
Yabancı Yayınlarından çıkan Vi Keeland "Patron" kitabını sevince okurken çıkardığım alıntıları derleyip burada paylaşmak istedim. Kitabı okumak isteyenler ya da tereddütlü olanlar için de bir fikir olmuş olur. 😊
Kitabın tanıtımına ve kitap yorumuma ulaşmak için; TIK TIK!


♥️ "Ch.. Ch.. Ch.." Kelimeyi ağzımdan çıkaramadım. 
Elbette Chase ıskalamadı bile. Pis pis gülüp eğlendi. "Çok tatlı tren taklidi yapıyorsun Buttercup."


♥️ Chase bana doğru eğilip fısıldadı, "İnanılmaz kokuyorsun, yaz mevsiminde bir kumsal gibi." Burnundan derin bir nefes aldı. "Hindistan cevizi, belki biraz hanımeli, biraz da turunçgille karıştırılmış gibi." 


♥️ Eğer kalbinin nerede olduğunu bilmek istiyorsan, düşüncelere daldığında aklının nereye gittiğine bak.


♥️ Umut. Muhteşem bir şeydir. İçinizde sarmaşık gibi büyür ve yüreğinizi sarmalayıp sıcacık hale getirir. Ta ki birisi onu ayaklarının altında ezene kadar. O zaman sarmaşık tutuşunu sıkılaştırarak artık kan pompalayamayacak hale getirir ve kalbiniz hızla ölür. (Sayfa;263)


♥️ Merdivenin hepsini tırmanman gerekmiyor. Sadece ilk basamağı. (Sayfa;282)

♥️ İki eliniz var, biri kendinize yardım etmek, diğeri de yardıma muhtaç olanlara el uzatmak için. (Sayfa;282)

♥️ Eğer rotanı değiştirmezsen, sonun yöneldiğin yer olabilir. (Sayfa;282)

♥️ "Ya şöyle olsaydı"lara odaklanma. Elinde olanlara odaklan. (Sayfa;284)


♥️ "Hiç kafa yormadığını söylediğin sanıyordum."
"Yormadım." Gözlerimiz kenetlenene kadar bekledi. "Bugüne kadar. Küçük el bileklerini ve onların yatağımın başına bağlandığını görmek iin ne kadar sabırsızlandığımı düşünmekten hiçbir boku bitiremedim." (Sayfa;67)

♥️ Chase Parker'ın aslında kim olduğunu düşündüm. Onun gibi bir adamla daha önce hiç tanışmamıştım. Parmağımı üzerine basıp işte bu diyemiyordum. Hiçbir kalıba uymuyordu sanki. Fazlasıyla başarılı bir şirketi yürüten bir iş adamıyla ancak yine de dağınık saçları ve düzgün kirli sakalıyla rock yıldızı gibi görünüyordu. Özel dikim, ölçülü takım elbiselerinin altında taş gibi bir vücut ve piercingli bir meme ucu vardı. Koca memeli sarışınlarla çıkıyor ve akşam yemeğinde yabancılara katılıyordu, yine de haftada bir ablasıyla yemek yiyordu. Bu akşam Lindsey'den öğrendiğim şeyi katmasam bile, adam karmaşık bir paketti.  (Sayfa;91)


♥️ Ellerimi masamda birleştirdim. "Günaydın Bay Parker."
Kaşları havaya fırladı. "Bunu böyle mi oynayacağız?"
"Neden bahsettiğinizi hiç bilmiyorum Bay Parker."
Chase masama geldi. "Bana Bay Parker deyişini sevdim. Bunu sürdürmek zorunda kalacaksın."
O daha da yaklaşırken yutkundum. Sesim zayıflık belirtileri gösterdi. "Hiç sorun değil Bay Parker."
"Lütfen Bay Parker desen mesela?"
"Lütfen Bay Parker deme nedenim ne olacak?"
"Sadece senin dudaklarından çıkarken kulağa ne kadar iyi geleceğini duymak istedim." Aramızdaki mesafeyi kapattı, masamın diğer tarafına geldi ve kalçasını gelişigüzel bir şekilde masaya yasladı. Uzanıp başparmağıyla alt dudağımı okşadı, doğrudan ağzıma doğru konuştu. "Lütfen, Bay Parker. Bu dudaklardan çıkacak.. yaz bunu bir kenara."
Kendimi nasıl bir şeye sokmuştum ben böyle? (Sayfa;142)



♥️ Son bir kaç günde, ilişkimiz değişmiş gibi hissettim. Artık sadece fiziksel değildi. Chase'le ikimiz hayatlarımızla ve bizi biz yapan şeylerle ilgili daha fazla şey paylaşmıştık ve şimdi ailesiyle tanışmak üzereydim. Normalde bu kadar hızlı olan bir şey beni korkuturdu. Yine de kendimi, endişeli olmaktan çok, gergin ve heyecanlı bir beklenti içinde buldum. (Sayfa;209)




♥️ "Bunu gerçekten yapıyoruz demek, ha? Uzun zamandır görmediğim ortaokul aşkım, ikinci göbekten kuzenim ve aynı zamanda patronumla açık açık bir çift mi olacağız?"
Bir tutam saçımı kulağımın arkasına itti. "Çok uzun bir isim oldu. Sana sadece kadınım desem nasıl olur?"
"Kadının, ha?"
Bakışları yüzümde gezindi. "Gerçek bu. İkimiz de farklı sebeplerden mücadele ediyorduk. Ama seni o karanlık restoran koridorunda gördüğümden beri sen benimdin." (Sayfa;230)




 ♥️ "Aslında akşam yemeği planlarım vardı."
Cevabı beni biraz endişelendirdi.. ve belki minicik bir kıskançlık da duymuş olabilirim. "Ah."
Gözlerini bana dikip baktığını hissettim ancak içkimi içerken gözlerinden sakındım. En sonunda ona baktığımda gözleri bir şey için benimkileri aradı.
"Ablamla, biriyle çıkmadım. Haftalık, normal bir şey."
"Sormadım zaten."
"Hayır. Sormadın. Ama akşam yemeği planlarım olduğunu söylediğimde hayal kırıklığına uğradın."
"Uğramadım."
"Bana öyle göründü."
"Bence kibrin bazen gördüğün şeylere dair yargını gölgeliyor."
"Öyle mi diyorsun?"
"Evet." (Sayfa;89)



Pinterest shareGoogle Plus share

Evli Barklı || YORUM


Evli Barklı yine alabildiğine keyifli ve komik. Bu hepimizin istediği son.” -Christina Lauren - Karmakarışık, Darmadağınık ve Sıkı Fıkı’nın New York Times çoksatan yazarı Emma Chase’in kaleminden çıkan ve seriyi finale bağlayan bu romanda, Drew ile Kate yaklaşan düğünlerini sabırsızlıkla bekliyorlar fakat önlerinde atlatmaları gereken bir bekârlığa veda partisi var! Hayatım boyunca hiçbir zaman evlilik hayalleri kurmadım. Ama Kate imkânsızı başardı ve beni değiştirdi. Sanırım daha önce de tek kelimeyle harika olduğum konusunda siz de benim gibi düşünüyorsunuz, biliyorum… ama itiraf etmeliyim ki şimdi eskisinden bile iyiyim! Bugüne uzanan yolculukta ne badireler atlattık gerçi. Ancak Yunan trajedilerinde görülebilecek pek çok engelle, türlü hatayla ve yanlış anlaşılmalarla uğraştık durduk. Fakat birbirimize duyduğumuz sonu gelmez arzu, sınır tanımaz hayranlık ve bitmek tükenmek bilmeyen aşkla bu zorlukları geride bırakmayı başardık. Bunlardan bahsetmişken, geçen hafta sonu yaşanan bazı beklenmedik gelişmeler bir sorun teşkil edebilirdi tabii. Bu… nasıl desem… geçmem gereken son sınav gibi bir şeydi. Aklınızdan ne geçtiğini biliyorum: Bu sefer ne yaptın Tanrı aşkına! Ama hemen köpürmeyin. Beni yargılamadan ve hadım edilmemi talep etmeden önce olup bitenleri bir dinleyin. Şimdi hazırsanız çılgın bir yolculuğa çıkıyoruz. Zaten başka ne bekliyordunuz ki?

🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟 
Bir seriyi daha bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum! 💪

Öncelikle Andrew'dan bir alıntı bırakmak istiyorum.

"Peki, bu hikayeden ne ders çıkardık? 
Her şeyden önce, bekarlığa veda partileri hakkında ne öğrendik?
Berbat ötesi bir fikirmiş."


Andrew'un dediği gibi bekarlığa veda partilerinin berbat bir şey olduğunu öğrenmiş olduk. Kitap boyunca tek bir olay oldu. Tahmin edersiniz ki; "bekarlığa veda partisi." Ve bir yerden sonra bu sıkıcı bir hal almaya başladı .Her ne kadar kibirli, ukala ve ağzı iyi laf yapan Drew'u sevsem de, kitabı onun keyifli anlatımıyla okumuş olsam da bu yetti mi? Hayır, yetmedi. Seriyi seviyorum aslında. Diğer kitapları da sevdim. Ama bence bu son kitap olmasa da olurmuş. Yazar dördüncü kitabı yazmak yerine bu kitabı diğer kitaplara dağıtsaymış daha iyi olurmuş. Yani, sanki yazılmak için yazılmış gibi geldi bana.. O yüzden sevemedim. Bitirmek için okudum. 

Kaldı ki kitap boyunca böyleydim;  😒😑

Her ne kadar okurken beni gülümseten kısımlar olsa da serinin diğer kitaplarına göre bir tık aşağıydı benim için.. 👎
Yine de Andrew'u, Kate'yi ve diğerlerini tanımak güzeldi. 💓
Yazarın diğer kitaplarını merakla bekliyorum. 😉
Pinterest shareGoogle Plus share

Elya Şeytanı / Hasibe || Yazar Röportajı


1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. Hasibe kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

1989 Konya doğumluyum. İlk, orta, lise eğitimimi Konya’da tamamladım. Yükseköğrenimime ülke değişikliği nedeniyle ara verdim. Eşimin memuriyeti dolayısıyla birkaç Anadolu şehri gezdikten sonra şuan aynı sebepten Almanya’nın Kuzey ren Vestfalen eyaletinde yaşamaktayım. Şuan yazarlık dışında bir iş yapmıyorum. Okuldan arta kalan zamanlarında prenses kostümleriyle evde dolaşıp sihirler yapan masal tutkunu iki kızım var. Hatta kendilerine ayakkabı denettirilmesinden yorulan komşularımız ve gün aşırı kendisine zehirli elma ısırttırılmak suretiyle zehirlenmeye çalışılan bir babamız var. Şimdilerde Elsa’yla Anna yeni idolleri. Dünyayı buza dönüştürmeye filan çalışıyorlar. Ne diyelim hakkımızda hayırlısı olsun =) Az konuşur çok dinlerim. Kitap okumayı, film seyretmeyi ve doğa gezilerini çok severim. Düsturum azim eşittir başarı, hayat felsefem; Mutluyken söz, kızgınken cevap, üzgünken karar verme…

2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?

Yazarlık benim hep hayal ettiğim bir meslekti. İlk okuldan itibaren hikayelere ve masallara saplantılı biriydim. Şiir ve öykü defterlerim vardı. Böyle her yaprağına çiçekli böcekli stickerlar yapıştırır kutsal kitapmış gibi saklardım. Bağrıma bastırıp onlarla uyuduğum günler olurdu. Öykü, deneme ve şiir defterlerim hep oldu. Orta ve lise yıllarımda bu dallarda birçok derece ve ödüllere sahip oldum. İlk kitap çalışmam 2012 yılında oldu. Çevremde yazar, yayıncı ya da editör gibi meslek erbaplarından hiç kimse yoktu. Tamamen kendi çabalarımla dosyamı hazırlayıp bir yayın evine gönderdim. İki ay kadar süren bir bekleyişin ardından olumsuz cevap geldi ve bu cevap bana İsrafil sura üflemiş gibi bir yıkım yaşattı =) Bir yıl kadar yazılarıma küstükten sonra bu kadar küslüğün kâfi olduğunu düşünüp yeniden denemeye karar verim. Ve bu kez çaldığım kapıdan olumlu yanıt geldi.

3. Elya Şeytanı hikâyesi nasıl ortaya çıktı?

Elya şeytanı kitabımın kurgusu çok enteresan bir zamanda ortaya çıktı. Kitabımdaki Hikâyenin geçtiği ilçe olan Edremit beni hep cezbeden bir yerdi. Ve yaşanılacak yer olduğunu düşünürdüm Gezip görmek bir müddet yaşamak için şartlar uygun olmayınca programımıza zorla bir üç günlük gezi sıkıştırıp 24.06.2014’de bir gezi planladık. Büyük beklentilerle çıktığım üç günlük Edremit tatilim, her tatilcinin başına gelebilecek en kötü ihtimal ile neticelendi ve ilk gece mide üşütmesi sebebiyle soluğu acil serviste aldık.. Ne kadar şansız biri olduğumu düşündüğüm o gece, böbrek taşı şikâyetiyle gelen genç bir kızın doktorun yakasına yapışarak çektiği ıstıraptan ötürü ötenazi isteğini kabul etmeyen doktorun, anasına bacısına saydırmasını etrafımdaki herkesle beraber kahkahalarla izlemiştim. Büyük şanssızlık yaşadığımı düşündüğüm o gece roman karakterim Asi’yle karşılaştım. O gece ve otelde dinlenerek geçirdiğim diğer gece kurgusunu oturttuğum bu romanımın sahneleri birbiri ardınca kurulmuştu. Edremit tatiliminse iki günü hasta, üçüncü günü de araba camından Edremit’e veda ederek geçti. Ben bu ilçeye âşık oldum ama, gönlümce gezip göremediğim için romanımdaki Edremit’le gerçek Edremit birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle tüm Edremitli dostlarımın affına sığınıyorum. Bulduğum ilk fırsatta yeniden gidip uzun uzun sokaklarında yürümek, güzel havasını solumak istiyorum. Sana da selam olsun saçları düz fönlü, yırtık kot pantolonlu, böbrek hastası küfürbaz kız… Sen o gece küfürle gökleri yerlere indirmesen, belki de bu kurgu benim hayal sınırlarıma bile uğramayacaktı. Umarım bu kitap bir şekilde bir gün eline geçer ve şahsına yazılmış bu sayfaları eğlenerek okursun. Hem de bu kitabın ilham kaynağı olduğunu bilmeden. Umarım seni insan kimliğinden soyunduran böbreğindeki o taş seni ebediyen terk etmiştir ve sağlığına hiç kaybetmemek üzere kavuşmuşsundur =)

4. Yayınevlerine yazdıklarınızı gönderiyor muydunuz? Yoksa yayınevi mi sizi keşfetti?

Yayın evine çalışmamı mail attım. Uzun bir inceleme sürecinin ardından olumlu yanıt geldi.

5. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?

Ne denli başarılı oluyorum bilmiyorum ama, insanların kendilerinden birilerini bulabileceği ve kendisini hikâyenin içine katıp, okurken yaşayabileceği hikayeler yazmaya gayret ediyorum. Seçtiğim cümleler ve betimlemelerle o sahneyi okurun gözleri önüne serebilmeyi amaçlıyorum. Hikâyelerimin Türk aile yapımıza, kültürümüze, özümüze uygun gerçekçi kurgular olmasına dikkat ediyorum. Çoğu kitapta maalesef aile gerçeği saf dışı bırakılıyor. Olaylar esas kızın ve adamın üstünden gelişiyor ve ben bu tür kurgularla gerçek hayat arasında bir bağ kuramıyorum. Bu bağ olmadan da kitabın lezzetini alamıyorum. Bizde aile temel yapı taşıdır. Kayınvalide, dede, teyze, dayı, hala olmayan bir ailenin olması bizim toplumumuzda pek mümkün değildir. Avrupa’da 18 yaşına gelmiş bir birey ailesinden kopar lakin Türk toplumunda evlensen bile annen sırtına havlu koyar =)

6. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
Romantik, komedi, dram sevdiğim türlerdir. Bunun dışında şu sıralar bilim kurguya merak saldım. Kısmet olursa bu konuda da bir kitap yazmayı planlıyorum.

7. Kitabınızın basılacağını öğrendiğinizde ailenizin ve çevrenizin tepkisi ne oldu? Neler hissettiniz?

Ailem ve ikinci ailem dediğim eşimin ailesi beni her zaman destekledi. İlk duyduklarında “Ne zaman böyle bir şeye kalkışacağını tartışıyorduk bizde” şeklinde cümleler kuruldu. Onlar böyle bir girişime kesin gözüyle bakarak bekliyorlardı lakin aile çevresi dediğimiz akraba i taallûkattan gelen “Ne yazıyorsun?” sorusu beni benden almış yerlere çalmış durumda. Buradan selam ederim hepsine =)

8. Yazdıklarınızda sizi yansıtan ya da gerçek hayattan esinlendiğiniz yönler oldu mu?

Yazdıklarımda beni yansıtan bir karakter yok. Ben dünyaya sanki karakterler düşleyip yazmak için gönderilmiş gibiyim. Toplum içinde yok gibi sessizimdir. Konuşmayı hep yorucu bulurum. Eşim bir kadın olarak türümün tek örneği olduğumu düşünür. Dinlemek ve gözlemlemek benim için her şeyin üstünde bir zevktir. Karakterlerim hayatın içinden gözlemleyip fikir sahibi olduktan sonra bir kalıba oturtarak şekillendirdiğim kişilerdir. Hikâyelerimi de gerçek hayatta olan veya olması muhtemel olaylardan derlerim.

9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikâye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Bu konuda çok mesaj alıyorum. “ On iki yaşındayım yazar olabilir miyim?” “On üç yaşındayım yazdıklarımı nasıl yayınlatırım?” Gibi mesajlar azımsanmayacak kadar fazla. Arkadaşlar öncelikle acele etmeyin. Bu yaşta yazar olmaz demek istemiyorum olur lakin bana kalırsa hayallerinizi bu kadar erken tüketmeyin. Çünkü birkaç yıla kalmadan yazdığınız hiçbir şeyi beğenmez hale geleceksiniz. Farklı kitaplar okudukça ufkunuz ve kelime hazineniz gelişecek ve yayınlatmak istediğiniz yazılarınızı gülerek okuyacaksınız. Bu konuda kabiliyetiniz varsa ve bu mesleği gerçekten hedefinize oturtmuşsanız kesinlikle acele etmeyin. Önce tüm Türk ve dünya klasiklerini okuyun. Bunları okuduktan sonra az çok tarzınız ve ne tür yazarlardan hoşlandığınızı keşfedip, o yöndeki yazarları takip etmeye başlarsınız. Bunun yanında az çok sinema kültürüne sahip olmalarını da tavsiye ederim. Özellikle kitaptan uyarlanan filmleri izlesinler. Tabi bunları yaparken seçtikleri zaman okul ve derslerinden arta kalan zamanlar olmalı. Bunun dışında ben İtalyan romantik müziklerini dinlerken, sokaklarda insanları incelerken yazacağım sahneler kendiliğinden oluşur. Bu şekilde kendilerine neyin ilham olduğunu keşfetsinler. Sürekli ellerinin altında bir ajandaları ve yazdığından emin oldukları bir kalemleri (Birkaç kez mağduriyet yaşadım) bulunsun. Ve “Yılmak” “Yorulmak” gibi kavramları hayatlarından çıkartıp azimli olsunlar. Bunlar benim naçizane tavsiye edeceğim birkaç şey.


10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?

Satırlarıma değer verip hikâyelerime konuk olan her bir okurum benim için çok kıymetli hepsini çok seviyorum. Sayfalarımda dolaşan ellerine, gözlerine dert değmesin diyorum. Hepsine kucak dolusu kalpçikler gönderiyorum. İstek, şikâyet, öneri ve görüşleri için bana dönmelerini bekliyorum. 

Pinterest shareGoogle Plus share

Elya Şeytanı || YORUM


Ben Asi… Kent Soylu lakaplı Ulu Musa’nın torunuyum. Edremit’te evrime ve medeniyete kafa tutmuş, Orta Çağ’dan kalma fikirlerin hüküm sürdüğü bir ailenin ferdiyim. Diktatör dedem, eksik zekâlı kuzenim, egomanyak yengem, yerine göre Alzheimer hastası veya seksi Madonna’ya dönüşebilme kabiliyetine sahip babaannemle beyaz konağımızda, sefil bir yaşam sürüyoruz. Eczacı kızılımla, azılı bir Esra Erol hayranı annesini de unutmamak lazım. Yoksa gönül koyarlar bana… Bu birbirinden değişik aile efradıyla geçirdiğim her gün, belgesel konusu mahiyetinde. Güzide memleketimin tüm coğrafi bölgelerine yetecek ve artacak kadar arızalı insan tanıyorken, mevcut galerime çekicilikte sınır tanımayan, yakışıklı bir doktorun eklenmesiyle şimdi durumlar daha da komplike…

💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓

Açılınnnn! Asi Kız geliyor! 😈

Başta sevip sevmeyeceğim konusunda şüpheliydim. Hatta biraz ön yargılıydım ve başta yadırgadım. Ama okudukça kurgunun içine girdim ve karakterlere alıştım. Yazarın üslubunu da sevdim. 😆

Aşk ile beraber Asi'nin büyüdüğü ve geliştiğini gördük. Aşk onu değiştirdi, bambaşka biri yaptı. Koray Doktor kitabın başından sonuna kadar favorim oldu. Musa Dede'yi sevemedim ne yazık ki.. Bence yaptıkları çok aşırıya kaçıyor. Reyhan'ı da sevdim. Asi ile ikisi bir elmanın yarısı gibi.. İki çatlak bir arada.. 😁 

Yazarın üslubunu başta yadırgabilirsiniz. Ama dediğim gibi okudukça alışıyorsunuz. Akıcı bir anlatımı olduğunu söyleyebilirim. Bu da kitabı kısa sürede bitirmeniz anlamına geliyor. Kitabın son bölümünü kahkaha ata ata okudum. Cidden! Bazı sahneler çok komikti. 😁 

Asi ve ailesi tipik bir Türk ailesi diyemesem de hepimizin içinde kendinden bir şeyler bulabileceği bir aile. Eğlenceli ve çatlak bir aile.. Elya Şeytanı'nı keyif alarak okudum. Okumak için eğlenceli bir şeyler arıyorsanız Elya Şeytanı'na bir şans verebilirsiniz. 😄

Pinterest shareGoogle Plus share

PATRON || YORUM


Chase Parker’la ilk tanıştığımda verdiğim ilk izlenim pek hoş sayılmazdı. Beraber yemeğe çıktığım adamdan beni kurtarması için restoranın tuvalet sırasında telefonla arkadaşımı arıyordum. Telefonda dediklerimi duyduğunda benim adi biri olduğumu söyleyip istememiş olmama rağmen tavsiyede bulunmuştu. Ona çenesini kapamasını söyledikten sonra beraber çıktığım adamın yanına geri dönmüştüm, o da beraber olduğu kadının yanına. Yanımızdan geçerken bana o muhteşem gülümsemelerinden biriyle baktı. Gece boyunca onun oturduğu tarafa kaçamak bakışlar atmaktan kendimi alamadım. Birkaç kez göz göze geldikten sonra beraber olduğu kadınla birlikte masamıza geldi ve eskiden beri tanışıyormuşuz gibi bir hikâye uydurup beni içinde bulunduğum durumdan kurtardı. O yemekten sonra Chase’i çok düşündüm. Bir ay sonra yeni işime başladığımda kendisinin patronum olacağını bilmiyordum tabii…

Kitabı çok sevdim!😍
Cidden! Sadece fiziksel temas unsurları yok kitapta.. Aşk ve tutkunun olduğu kadar arkadaşlık, dostluk ve gerçek sevginin de izleri var. Hayata devam etmenin, birine kalbini açmanın ve onunla sevmeyi yeniden öğrenmenin hikayesi var bu kitapta.. 😊 

Peyton'ın hikayesine üzüldüm. Peyton'a üzüldüğüm gibi Chase de üzüldüm. Her ne kadar ne istediğini bilen bir karakter olsa da içi cam kırıkları ile dolu. 😖 Paramparça. Reese, ise bambaşka bir olay.. Onun da içi cam kırıkları ile dolu. Ve bu iki yaralı insan bir araya gelince birlikte yaralarını sarmayı öğrendi. Ee bize de keyifle okuması kaldı. Cidden bu türe aç kalmışım. İflahım kurumuş. O yüzden Patron çok iyi geldi. 💕 Başta kapak resmini beğenmemiştim ama kitabı okudukça kapak resmi ile uyumlu olduğunu görmüş oldum ve sevdim. 😉 Çok tatlı bir kitaptı. Ve oldukça akıcı o yüzden kısa bir süre de bitti ama tadı damağımda kaldı.. Özellikle Chase'in Reese için "buttercup" dediği sahnelerde eridim. 😍 Kitabın kapağına aldanmayın ve bir şans verin diyorum. Özellikle kitabın son bölümü ayrı bir güzeldi. Böyle kalbimi fethetti.. Son olarak bu türü sevenler için "Patron" da keşfedilmesi gereken kitaplardan biri.. 😊
Pinterest shareGoogle Plus share

Sığ Sularda Kaybolan || YORUM


Derin Tutku’nun nefes nefese hikâyesi Sığ Sularda Kaybolan’la devam ediyor.
Büyük aşklar sığ sularda boğulabilir mi?
Charley, Edinburgh Üniversitesi’ndeki ikinci yılına bambaşkabiri olmuş halde döner. Birkaç ay içinde yasadıkları yüzündenkendi hayallerinin pesine düşmek yerine, ailesinin isteklerinigerçekleştirmeyi seçmiştir.
Ya Jake’le olan ilişkisi? Uzun zamandır diri tutmaya çalıştıkları, bunun için türlü mücadeleye katlandıkları bu ask da başkalarının beklentilerine kurban mı gidecektir?

Hiç bitmeyecek gibiydi! 😒

Cidden! Bu kitabı Samantha yazmış olamaz.🙄 Çünkü zorla yazılmış gibiydi.. Kitapta o kadar çok olay oldu ki okurken başım döndü.

İlk kitabı sevmiştim ama ikinci kitap olmamış. Bence tek kitap ile sınırlı kalabilirdi. Zira, ilk kitapta sevdiğim karakterleri sevmez oldum.

Beni çileden çıkaran, sinir eden şeyler oldu ve okumak benim için bir işkenceye dönüştü.

Okurken keyif alamadım maalesef.. Bitirmek için okudum.. Bazı kısımları gözlerimi devirerek okudum.

Kaldı ki karakterler bana göre aptalca davranışlarda bulundular. 
Dediğim gibi kitabı sevemedim ve tek kitap ile sınırlı kalmalıydı..
Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI