Takvim Kızı; MART || YORUM


Takvim Kızı Mart bitti. Diğer kitaplara oranla bir tık daha sevdim. Bu kez eşcinsel bir çift ile karşıladı yazar bizleri; Tony ve Hector.. İkisini de sevdim. Mia her ne kadar sinirlerimi bozsa da serininn garip bi şekilde kendini okutan bi yanı var. Kitapta en sevdiğim kısım Wes'i yeniden görmekti. 😍 Ve cidden yazar orada bize bir güzellik yapmış. 😂 Özlemişim Wes'i.. 😍 Serinin diğer iki kitabına göre karakterleri ve kurgusu ile farklı bir kitaptı Takvim Kızı Mart. Ve Mia hala nefretimsin! 😒 Bu kızın ne hissettiği tam olarak belli değil ve bu halleri beni deli ediyor. Her neyse.. 😁 Genel olarak sevdiğim bir kurgu oldu. Yeni kapak her ne kadar içeriği yansıtsa da gönlüm hala ilk iki kitabın kapağında..😊 Son olarak Nisan ayı kitabı bir an önce gelmeli sevgili @arkadyabitter 😍

Pinterest shareGoogle Plus share

Ölümsüz Aile || YORUM



"Her şey hareket ediyor, büyüyor ve değişiyor. Mesela, sen. Şu anda bir çocuksun, ama bir gün kocaman bir kadı bir olacaksın. Ondan sonra hareket edecek ve yeni çocuklar için yer açacaksın."



Bir varmış bir yokmuş.
Evvel zaman içinde çok uzak yerlerden birinde Treegap adında bir kasaba varmış.
Bu kasaba da ıssız bir ormanın ortasında suyundan içine ölümsüzlük vaat eden bir pınar varmış... 

Bu ölümsüzlük suyundan içen TAK Ailesi durumlarından memnun değiller. Çünkü o kadar uzun süredir hayatta olduklarından etraflarındaki her şeyin öldüğünü ve yok olduğunu, değiştiğini izlemek acı vermektedir. Ölümsüzlük suyunu kaç yaşındayken içtiyseniz yaşınız ilerlese bile görünüşünüz aynı kalıyor. Zaman akıyor ama siz hep aynı kalıyorsunuz. Ve hiç bir şekilde ölemiyorsunuz. Hatta TAK Ailesi bunu denemek için çeşitli yıllar deniyorlar ama başarılı olamıyorlar. Sonra hayatlarına Winnie adında ailesinin baskısından kurtulmak için kaçma girişiminde bulunan küçük bir kız giriyor. Ve asıl olaylar bundan sonra başlıyor. Kısacık bir kitap olmasına rağmen sağlam bir kurgusu olduğunu düşünüyorum. Yazarın kalemini de çok akıcı buldum, okurken hiç sıkılmadım. Kitapta beni en çok etkileyen kısım kitabın son kısmında Winnie ile ilgili bir gerçeği öğreniyoruz. Dediğim gibi kısa olmasına rağmen beni etkileyen bir hikaye oldu. Okumayan herkese tavsiyemdir. 👍

Pinterest shareGoogle Plus share

Şeker Portakalı || YORUM


"Çok yükseleceksin, yumurcak. Adının Jose olması boşuna değil. Sen bir güneş olacaksın ve yıldızlar çevrende parlayacak."

Yazarlıktan garsonluğa kadar bir çok işte çalışan Jose Mauro de Vasconcelos'un Şeker Portakalı kitabında kendi yaşamından izler taşıyan küçük bir çocuğun Zeze'nin hikayesi biz okuyucuyla buluşuyor. Şeker Portakalı, "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü." Bu acı, ayağının cam tarafından kesilmesi ya da dayak yemesi değil; "insanın birlikte ölmesi gereken şeydi.."

Spoiler olacağından dolayı fazla detaya girmek istemiyorum ama..

Ah! Portuga! İçimi yaktın! İçimi dağladın! Keşke diyorum. Keşke bir mucize olsaydı..

Minguinho.. Küçük şeker portakalı fidanı.. Bazen bir at oldu, bazen bir sırdaş.. Ama o küçücük haliyle gönlümde taht kurdu..

Zeze'nin öyle yürek burkan bir hikayesi var ki.. Bilmiyorum belki yazarın yaşamından izler taşıdığı içindir beni çok etkiledi. Başta isimleri telaffuz edemediğim için adapte olmakta zorlandım. Ama sonra kurgu beni ele geçirdi ve kendimi Zeze'nin dünyasına ışınlanmış bir halde buldum.

Başta Zeze dışında kimseyi sevmediğim kanısındaydım. Fakat sonra işin içine Bay Portuga girdi. Hikayesiyle yüreğimi burktu, gönlümde taht kurdu. Sonra Zeze'nin çirkin öğretmeni Dona Cecilia Paim! Böreğini Zeze ile paylaşan iyi yürekli öğretmen. Ve Zeze'nin ablası Gloria. Zeze'yi her şeyden herkesten koruma çabasına hayran kaldığım Zeze'den sonra ailede sevdiğim tek kişi..

Hikayede Zeze'nin yaramazlıklarına şahit oluyoruz ve yediği dayaklara.. Öyle beter dayak yiyor ki.. İnsanın içi el vermiyor. Hani "bırakın istediği kadar yaramazlık yapsın" diyorsunuz. O kısımlarda Zeze'ye çok üzüldüm, böyle alıp bağrıma basasım geldi. Böyle zamanlarda Zeze'yi kaçırıp uzak diyarlara götürmek istedim.. Sonra Zeze'nin kendini Mangaratiba'ya feda etmek istediği düşüncesi geldi yüreğime oturdu. Kıyamadım ya, bilmiyorum. Orada koptu bende bir şeyler.. Böyle yürek dağlayan bir hikayeydi Şeker Portakalı..

Bazı kitaplar vardır. İçimizdeki bir şeyi -bir duyguyu- harekete geçirir. Acı ve yoksulluk vardır belki ama yolun sonunda o ışık -sevgi- de umut da vardır. İşte Şeker Portakalı böyle bir kitap.. Zeze, yaramaz bir çocuk olmasına rağmen kocaman bir ruha ve sevgi dolu bir yüreğe sahip.. Elimde olsa önüme çıkan herkese bu kitabı alıp onlara okutturmak isterdim.. Öyle derinden etkiledi beni Şeker Portakalı.. Ve yazarın diğer kitaplarını da okumak için tatlı bir sabırsızlığa düşürdü beni. Son olarak büyük küçük herkesin okumasını öneriyorum.
Pinterest shareGoogle Plus share

Alice Haikalar Diyarında || YORUM




"Belki de bundan çıkartılacak bir ders yoktur," dedi Alice çekinerek.

Düşes, "Her şeyden bir ders çıkartılabilir, yeter ki çıkartmasını bil."


Yorumuma geçmeden önce yazar hakkında ilginç bulduğum bir kaç bilgi vermek istiyorum.


Lewis Carroll, bir matematik dehasıydı. Kelime üretmekte üstüne yoktu. Halen Kütüphanelerde kitapların daha kolay bulunabilmesi için kitap adını cildin sırtına yazma fikrini hayata geçirdi.


Kitabı büyük bir hevesle almıştım lakin beklediğim gibi çıkmadı. Bölümler arası geçişler o kadar hızlıydı ki başım döndü. Belki ilerde düzelir, sevmeye başlarım diye düşündüm ama olmadı. Filmini izlemiş ve konuyu bilmiş olsam da kitabı sevemedim ne yazık ki.. Okurken bir anlamda veremedim. Dediğim gibi çok hızlı gelişti her şey. Kitaptaki çizimleri de sevemedim. Ben masum, çocuksu bir Alice beklerken çizimlerde bunu göremedim. Çizimler ürkütücü geldi bana.. Bilmiyorum belki de çok büyük bir beklenti içinde olduğum içindir..Kitapla ilgili sevdiğim tek şey; kapak tasarımı ve baskısı oldu ama onun dışında kitap bana pek hitap etmedi maalesef.. Ama bu "sizin de sevmeyeceğiniz" anlamına gelmez. Renkler ve zevkler tartışılmaz diyor ve çok merak ediyorsanız bir şans verebilirsiniz diyorum.
Pinterest shareGoogle Plus share

Üst Kattaki Deli Kadın || TANITIM



Eser Adı: Üst Kattaki Deli Kadın
Yazar: Catherine Lowell
Özgün Adı: The Madwoman Upstairs
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Etiket Fiyatı: 20.00 TL
Türü: Roman
Çeviren: Çağla Önsal
Editör: Çağla Dirice Çakır
Baskı: 1. Baskı
Cilt: Karton Kapak
Sayfa Sayısı: 408
Baskı Tarihi: Nisan 2017

Tarihteki tüm hikâyeler, içinde bizim için değerli olan bir hazine saklar ve onu okuyan kişide asla silemeyeceği derin bir iz bırakırlar.

Babasını trajik bir şekilde kaybeden, ünlü Brontë Kardeşlerin yaşayan son akrabası Samantha Whipple da işte böyle bir hikâyenin peşindeydi. Edebiyat tarihindeki en ünlü kadınlardan üçüyle akraba olduğundan herkes, Samantha’ya gizli ve muazzam bir miras kaldığına inanıyordu. Fakat Samantha, tüm hayatını kitaplara ve edebiyata adayan tatlı kaçık babasının, büyük bir hazine falan saklamadığından emindi. Onun tek istediği, babasının hatıralarını sonsuza dek yaşatacak olan bir hikâye yazabilmekti.

Babasının son isteğini yerine getirmek üzere Oxford Üniversitesi’ne gittiğindeyse her şey bir anda değişti. Babasına ait kayıp kitaplar ve el yazısıyla yazılmış notlar, gizemli bir şekilde kapısında belirmeye başlamıştı. Samantha artık, yakışıklı olduğu kadar kibirli profesörü Orville’in de yardımıyla aile sırlarıyla dolu bu edebi bulmacayı çözmek zorundaydı.

Uğultulu Tepeler, Jane Eyre ve daha birçok edebi başyapıtın izinde soluk soluğa okuyacağınız bir macera… Catherine Lowell’ın usta kaleminde hayat bulan Üst Kattaki Deli Kadın, sizi gizem, aşk ve edebiyat kokan satırlarda, unutulmaz bir gezintiye çıkmaya davet ediyor.
Pinterest shareGoogle Plus share

Canım Aliye, Ruhum Filiz || YORUM


Mektupların insanın yaşamına açılan bir pencere olduklarını düşünüyorum. Bu yüzden mektup türünü okumayı seviyorum. Canım Aliye, Ruhum Filiz'de Sabahattin Ali'nin hayatına kısa bir yolculuk yapıyoruz.


"Dünyada herkesten ve her şeyden çok sevdiğim Aliye" diye başlamış Sabahattin Ali bir mektubunda. Bu cümleden de anlaşılacağı üzere çok derin seven, güzel seven bir adam Sabahattin Ali. İyi bir yazar olmanın yanında iyi bir eş ve iyi bir baba. Hayatı zorluklarla geçen bir yazar. "Güzelsin" gibi basit bir kelimeyi bile büyülü bir şekilde okuyucuya aksettiren bir kalemi var. Ölüm yeri olarak Kırklareli diye bilinse de aslında nerede öldüğü tam olarak bilinmiyor. Çeşitli rivayetler var ama kesin bir bilgi söz konusu değil. Hayatı gibi ölümü de trajik bana göre.. Hayatı boyunca oradan oraya, ceza evinden ceza evine sürüklenmiş, ailesinden uzak onlara hasret kalmış. Canım Aliye, Ruhum Filiz eserinde bu süreçte neler yaşadığını onun ağzından okuyoruz. Ben kitapta Aliye Ali'nin de mektuplarını görmek isterdim.


Kitaptan sevdiğim bir alıntıyı paylaşmak istiyorum; 
"Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. Dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. İlk bakışta insana bir kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptallıktır. Çünkü dünyada bir insanın başka bir insanın yardım ve alakasına muhtaç olmadan yaşaması mümkün olamayacağına, hatta en kötü hayvanlarda bile birbirlerine yardım hissi mevcut bulunduğuna göre, sadece kendini düşünmek ve başkalarının da böyle yapmasını istemek kendi kendisinin kuyusunu kazmaktır. İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele bile edilmesini beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en büyük vazife ve saadet olarak şunu almak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak..."

Yazarı, bu kadar genç yaşta (41) kaybetmek beni üzüyor. Yine de bu kısa yaşamında bir çok eser ve iz bırakmış biz okuyuculara.. Yazarın kalemiyle yeni tanışacak olanlara Canım Aliye, Ruhum Filiz kitabını gönül rahatlığıyla öneriyorum.
Pinterest shareGoogle Plus share

Küçük Prens || YORUM


Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan ve 1943'te yayımlanan hikaye başta çocuk kitabı olarak anılsa da aslında öyle değil. Küçük Prens'i çocuk kitabı olarak görmüyorum. Her yaş grubunun okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitap yazarın uçağının kaza yapması sonucuyla Sahra Çölüne düşmesini ve orada Küçük Prens ile karşılaşmasıyla başlıyor. Küçük Prens'in gözüyle büyüklerin dünyasına kısa bir yolculuk yapıyorsunuz. Gezegenler, yıldızlar ve insanlar ile karşılaşıyorsunuz. Kitapta, insanlardaki otorite tutkusunu, umutsuzluğu, kendini beğenmişliği görüyoruz. Bunun yanında dostluk kavramıyla da tanıştırıyor bizi yazar. Küçük Prens ile ilgili şöyle bir şey var ki.. Her okunduğunda farklı anlamlar, izlenimler bırakıyor insanda.. Çevirisi nasıl olur diye başta endişe etmiştim ama Parodi Yayınlarının çevirisi gayet güzeldi. Tavsiye ederim. 😇

Ve son olarak kitapta sevdiğim bir alıntıyı bırakıyorum.
"İşte sana vereceğim sır. Aslında çok basit: Hakikati en iyi kalp gözüyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez."
Pinterest shareGoogle Plus share

Küçük Kara Balık || Bir Şeftali Bin Şeftali || YORUM



İran çocuk edebiyatının dünyaca ünlü yazarı olan Samad Behrangi çocuklara olduğu kadar büyüklere de hitap eden bir yazar. Eserlerinde kullandığı teşhis (kişileştirme) sanatı ile bir yandan coşkulu ve duygulu bir anlatıma sahipken bir yandan toplumsal sorunlara da işaret etmesi yönüyle bütün ilgiyi üzerine topluyor. Aslında işin sırrı bu kadar kısa bir öykünün her yaşa hitap etmesinde yatıyor. Bir Şeftali Bin Şeftali kitabında sevginin, emeğin, dostluğun ne olduğu üzerinde durulurken aynı zamanda toplumsal konulara da değinmeyi unutmamış yazar. Bir şeftalinin sevgi ve emek ile nasıl büyüyüp, geliştiğini, o sırada yaşadığı evreleri gözler önüne sermiş yazar. Küçük Kara Balık da ise bizleri dünyayı, yaşamı, özgürlüğü sorgulamaya itiyor.


Kitaptan sevdiğim bir alıntıyı paylaşmak istiyorum; 
"Yola düşüp gitmek, başka yerlerde neler olup bittiğini öğrenmek istiyorum. Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü?"
Sonuç olarak çocuk kitabı olarak düşünmememiz gerektiğini ve her yaş grubundaki bireylerin büyük küçük demeden okuması gerektiğini düşünüyorum.

İletişim; https://www.instagram.com/hayalperestinzamanyolculugu/
Pinterest shareGoogle Plus share

Tuğba Y. Mazer || Yazar Röportajı


1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. T. Y. Mazer kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz? 
Rica ederim, ben teşekkür ederim. 😊 Adım Tuğba, 87 doğumluyum evli ve bir canavar annesiyim. Şu an bir yandan çalışmakta bir yandan yüksek lisans yapmakta bir yandan da yazarlık yapmaktayım. Havacılık sektöründe Pazarlama biriminde çalışıyorum. İşimi çok seviyor olsam da, gerçek aşkım hayal etmek kurgulamak ve yazmak. 😊
2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı? 
Hayatım boyunca çok kitap okuyan bir insan oldum. Klasiklerden başlayıp, kurgu romanlarıyla devam ettim. Bir süre sonra çok fazla fikrim olduğunu düşünüp “ben neden yazmıyorum” dedim. Tabi ilkokul, ortaokul, lise boyunca şiir, kompozisyon yarışmalarına katılmış ödüller almıştım. Sonra lise, üniversite sınavları derken yazmayı hep erteledim. İlk kurgumu üniversite sonda yazmaya başladım.
3. Wattpad'i nasıl keşfettiniz? Wattpad de sizi hikayelerinizi paylaşmaya iten etken ne oldu?
Kardeşim ücretsiz hikaye okunan bir site olduğunu söylemişti. Tabi o zaman ben o kadar yoğunum ki, uygulamayı indirsem de 5-6 ay kullanmadım. Sonra bir gün hasta oldum ve can sıkıntısından Wattpad’i kurcalamaya başladım. Baktım ki hikaye yazıp paylaşabiliyorsun, ben de denemek istedim. 😊
4. Lacivert hikayesi nasıl ortaya çıktı?
Lacivert’i yazmaya başlarken aklımdaki tek detay evden kaçan genç bir kızı konu almaktı. Ama bu kaçış dramatik değil de heyecanlı olsun istedim. Sonra onun karşılaşacağı karakter de öyle özel olsun ki, okurken büyülenelim istedim. Bu yüzden de bilimkurguyu kullanarak James Hunter’ı mükemmelleştirdim. 😇
5. Yayınevlerine yazdıklarınızı gönderiyor muydunuz? Yoksa yayınevi mi sizi keşfetti?
Ephesus’dan başka bir yayınevine göndermedim. Açıkçası hemen kitaplaşsın da istemiyordum. Ama sonra bir şans oldu ve yayınevi sahibim sayın Mustafa Bey ile bir araya geldik, gerisi malum. 😊
6. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?
Her ayrıntıya dikkat etmeye çalışıyorum. Özellikle sahnelerin gerçekçi olmasına ve kurgu dışında günlük hayattan bir kesit ise doğru olmasına özen gösteriyorum. Bu da beraberinde uzun araştırmaları getiriyor. Örneğin; bir yaralanma sahnesi sonrası tedavi sürecini mi anlatıyorum, mutlaka bu alanla ilgili birine danışıyorum. 😊
7. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
İstediğim her tarzda yazıyorum sanırım. 😊
8. Can Yaman ile olan serüveniniz nasıl başladı? Kitabın tasarım aşamasında neler yaşandı? Kapakta Can Yaman'ın yer almasıyla ilgili neler hissettiniz?
Lacivert nam-ı diğer James Hunter benim için çok özel. Açıkçası kitap kapağında onun olmasını istedim ve bu figürün de öylece bir stok fotoğrafı olmasını istemiyordum. Bu yüzden çok beğendiğim bir oyuncu olan Can Yaman’la iletişime geçtim. Olur da (inşallah ) Lacivert’e bir gün senaryolaşma teklifi gelirse de böylece en başından beri Can’ı James olarak düşünmüş olur, yine beyaz perdede onu izleriz diye düşündüm. 
9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikaye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı? 
Yazmaktan vazgeçmesinler ve en önemlisi acele etmesinler. Efsane olmuş diye düşündükleri hikaye belki de a
slında yazmak istedikleri gibi değildir. Şahsen benim ilk yazdığım hikaye ağır romantizm barındırıyordu. Ama sonra Lacivert ile kendimi buldum Bir de çook araştırarak yazsınlar, kolaya kaçmasınlar. 😉
10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?
Onları çok seviyorum. Yazdıklarımın ruhunu anlayan beğenen, beğenmeyen herkese sonsuz teşekkürler. Onlardan daha değerli hiç bir şey yok. ❤️
Pinterest shareGoogle Plus share

Kitap Alışverişi#11



Uzun bir aradan sonra herkese merhaba 👋 
Alışveriş yazısı ile geldim. @bsraynk17 ile yaptığımız takas sonucu kitaplığıma giren güzellikler. 😍 Kendisi ile 11 tane kitap takası yaptık. 😊 Duman ve Kemiğin Kızı'nı çok önceden okumuştum. Sanırım o zamanlar ikinci ve üçüncü kitap yoktu daha ortalarda. İlk kitabı sevdim diye hatırlıyorum ama yeniden okuyacağım çünkü her şeyi unutmuş gibiyim. Ne zaman okurum bilmiyorum ama seriyi tamamladığım için mutluyum. 



Asi Yürek, Kan Kırmızı Yol, Cadı Avcısı ve Kral Katili çok merak ettiğim kitaplardandı. Sonunda kitaplığıma eklendi. @bsraynk17 sayesinde. 😊 Ne zaman okurum bilmiyorum ama olsundu. 


Bu seri Ephesus'un eski serilerinden biri. Romantik Komedi tadında. Tabi yine ne zaman okuyacağımı bilmediğim bir seri. Okul, sınav ve staj ile boğuşurken pek vakit bulacağımı sanmıyorum ama olsundu. 😁 Elbet bir gün okunur. Ve kitaplar tabi ki yine @bsraynk17 ile yaptığımız takas sonucu kitaplığıma eklendi. 😊 



Her ne kadar kitap okuyamasam da bu yeni kitaplar almama engel değil. Aklımda duracağına kitaplığımda dursun mantığı ile hareket ediyorum. 😁 Elbet bir gün okurum. Yalnız okunacak kitap sayısı 250'yi buldu. 😮 Kitap alma hızım kitap okuma hızımdan daha gelişmiş olduğu için okunacak listesi böyle uzayıp gidiyor. 😜 Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ve Bir Kadının Yaşamından 24 Saat kitapları hakkında olumlu yorumlar okudum, bu da kitapları merak etmemi sağladı. Kitap yurdu sitesinden de almadan duramadım. Gerçi alalı çok oluyor ama olsun. Juliet Paramparça ise @bsraynk17 ile yaptığımız takas sonucu kitaplığıma eklendi. 😊 İlk kitabı sevdim mi sevmedim mi tam hatırlamıyorum ama ikinci kitabı okumasam olmaz. Çünkü serileri yarım bırakmayı sevmiyorum. 😑 



Ada Sırlar Çözülüyor ve Bir Sonraki Hayatımız ukitapta yaptığım takas sonucu kitaplığıma eklendi. Kore'deki Çatı Katımdan Sesleniyorum ise @ozudeiyiinsan ile yaptığımız takas sonucu kitaplığıma eklendi. 😍 😊 Hepsi de merak ettiğim kitaplar. Ne zaman okurum bilinmez ama olsundu, kitaplıkta dursun. 😊 CNR Kitap Fuarına gitmeden bir çok eksiğimi tamamlamış oldum böylece. 😊 Ve son olarak ukitap kitap takas ve satış sitesine biz göz atmanızı öneririm. 😇


Yeni yazılarımda görüşmek dileğiyle..
Instagram hesabımda daha aktifim.
Gelişmelerden haberdar olmak için; TIK TIK!
Pinterest shareGoogle Plus share

Pollyanna || YORUM


Merhaba!
Yeni bir yorumla karşınızdayım.

"Seni mutlu edecek şeylerin peşinden koşarsan, geri kalan her şeyi unutursun."

Başlarda Pollyanna'nın teyzesi Polly'e gıcık olduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Pollyanna'ya karşı sert ve sıkıcı bir tutum beslemesi beni gıcık etmedi değil. Ama sonra Polly Teyzenin bu tavrının değiştiğini görüyoruz. Her şey Pollyanna'nın babasının ölümü ve teyzesinin evine taşınması ile başlıyor. Pollyanna'nın babası bir papaz. Babası ölünce bir süre Kadınlar Derneğinde kalmış ama sonra teyzenin yanına taşınıyor ve asıl macera o zaman başlıyor. Babası Pollyanna'ya "mutluluk oyununu" öğretmiş ve Pollyanna bizim en kötü diye nitelendirebileceğimiz durum ve olaylarda bile mutlu olacak bir yan buluyor. Bu tavrından dolayı garip bir çocuk olarak anılsa da herkes zamanla ona alışıyor, onu seviyor ve onun mutluluk oyununa dahil oluyor. 

Kitap bana kendimce dersler çıkarmam da yardımcı oldu. Elimizdekilerin kıymetini bilmemiz gerektiğini, beterin beteri olduğunu ve hemen umutsuzluğa kapılmamayı gösterdi. Aslında bunlar hepimizin bildiği şeyler ama Pollyanna bana bir kez daha hatırlattı. Bu küçücük öykü bana çok güzel duygular hissettirdi. Hatta bazı kısımlarda duygulanmadım dersem yalan olur. Özellikle Pollyanna'nın başına gelen acı olay yüreği dağladı dersem yalan söylemiş olmam. Böyle bir şeyin sizin veya sevdiğiniz birinin başına geldiğini düşündüğünüzde insan ister istemez etkileniyor. Ama dediğim gibi Pollyanna en kötü durumlarda bile mutlu olacak bir yan bulduğu için bu "kötü" olayı da güzel bir şekilde atlattı ve sonunda kitaptaki herkes Pollyanna'nın "mutluluk oyunu" sayesinde, sihirli bir değnek gibi mutluluğu yakaladı.

Pollyanna, her nek adar çocuk kitabı gibi görünse de bence öyle değil. Her yaştan insanın okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü kendimizce çıkaracağımız dersler olacağını düşünüyorum. Kendi adıma umutsuzluğa düştüğüm her an aklıma Pollyanna gelecek. Ve bu bana vazgeçmemem gerektiğini hatırlatacak. Ve son olarak elimizdekilerin kıymetini bilmeliyiz arkadaşlar. Bu kitap bana bunu bir kez daha hatırlattı. Arkadya Yayınlarına bizi bu kitapla buluşturduğu için teşekkürler. Ayrıca kitabın baskısına bayıldım! Kapağı, cildi kadifeden. Ve bu sürekli dokunma eylemi içerisinde olmanıza neden oluyor. Eğer sizi çocukluğunuza götürecek aynı zamanda geriye fırlatılmış düşüncelerinizi yeniden gün yüzünü çıkartacak ve size farkındalık kazandıracak bir kitap arıyorsanız Pollyanna'ya bir şans verebilirsiniz. (=
Pinterest shareGoogle Plus share

Kalbimin Peşinde || TANITIM



Doğduğunuz andan itibaren kimleri takip etmediniz ki… Anneniz, babanız, öğretmeniniz, arkadaşlarınız belki de eşiniz… Peki, ya kalbiniz?

Gönül İşi Gönüllüleri’nin kendi halinde üyesi Evelyn Brandt, kocası Christopher’ın onun için uygun gördüğü role bürünerek yaldızlarla süslü hayatını yaşamaya devam etmektedir. Ta ki günün birinde kapısı hükümet görevlileri tarafından çalınana dek. Senatör adayı kocasının görevi kötüye kullanma suçuyla tutuklanmasının ardından, Evelyn için her şey değişir ve dünyası bir anda tepe taklak olur. Çünkü kocasının sakladığı sırlar yalnızca bununla sınırlı değildir.

Çok geçmeden her şeyini kaybeden Evelyn, uzun zamandır birilerinin ona biçtiği rolleri yaşamakla uğraştığından artık kim olduğunu bile bilmiyordur. Gidecek bir yerinin olmadığı en kötü günlerinde ona yardım eli uzatansa lise yıllarında eski kocasıyla ikisinin en yakın dostu olan Trevor Whitney’dir. Trevor, ona yalnızca kalacak bir ev vermekle kalmaz, aynı zamanda korkmadan kalbinin sesini dinlemesi için de yardımcı olmaya kararlıdır.

Öte yandan unuttuğu bir şey vardır. Kendi kalbinin sesi, asla dile getirmemesi gereken bir gerçeği haykırıyordur. Her şeye rağmen hem kendine hem de Evelyn’e mutluluğa giden yolu gösterebilecek midir?


Medya Cinsi : Ciltsiz
Hamur Tipi : 2. Hamur
İlk Baskı Yılı : 2017
Baskı Sayısı : 1. Baskı
Ebat : 14x21
Sayfa Sayısı : 440
Pinterest shareGoogle Plus share

Ocak Ayında Okuduklarım || 2017


Merhaba!
Ocak ayında 5 tanesi çizgi roman olmak üzere toplamda 9 kitap okumuşum. Gönül isterdi daha fazla okuyayım ama olsun. Yoğunluğumu hesaba katarsak bence gayet iyi bir sayı benim için. (=Blog da eskisi kadar aktif olmasam da Instagram hesabım üzerinden gelişmeleri takip edebilirsiniz. (= Tık Tık! 





Pinterest shareGoogle Plus share

Pollyanna || TANITIM



Çocukluğumuzdan bu yana severek takip ettiğimiz karakterler, yetişkinler için genişletilmiş versiyonlarıyla BÜYÜKLERE MASALLAR dizisinde sizlerle.

Annesini ve babasını kaybettikten sonra teyzesi ile yaşamaya gelen küçük Pollyanna’nın hikâyesi, yediden yetmişe herkesin yüreğine dokunacak. Tertemiz kalbi, sonsuz sevgisi ve iyimserliğiyle Pollyanna, yalnızca kasabadaki yeni dostlarına değil, hikâyesini okuyan herkese iyilik var olduğu sürece dünyanın değişebileceğini bir kez daha hatırlatıyor.

Stok Kodu : 9786051880709
Boyut : 13.50x21.00
Sayfa Sayısı : 288
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 2017-01
Çeviren : Dilek Parsadan
Kapak Türü : Ciltli
Kağıt Türü : 2. Hamur
Dili : Türkçe
Format : Kitap

Pinterest shareGoogle Plus share

Takvim Kızı; ŞUBAT || YORUM


Merhabalar!

Blogda paylaşım yapmayalı uzun zaman oluyor.
Sınavlarım da bitmişken paylaşım yapayım dedim. (=

* * * 

İlk kitabı ne kadar sevdiysem ikinci kitabı o kadar sevemedim.

Yorumumu maddeler halinde açıklarsam daha anlaşılır olacaktır.

1) Mia'nın daha görür görmez Alec'in üzerine atlaması,

2) Mia'nın ayran gönüllü olması. Yani her birlikte olduğu erkeğe bağlanması, aşık olması,

Pinterest shareGoogle Plus share

Takvim Kızı; OCAK || YORUM


Merhabalar! 


Günlük yaşantınızdan çok mu bunaldınız?

Akıcı ve kısa sürede bitecek, kafa dağıtmalık bir kitap mı arıyorsunuz?

O zaman doğru adrestesiniz! Takvim Kızı; Ocak tam size göre!


Öncelikle;

Wes gibi bir adamı bırakıp gittin ya nefretimsin Mia! 

Kitap bitti ama benim aklım hala Wes'de! ♥️


* Yazarın kurgu gereği Mia'yı her kitapta farklı bir erkekle bir araya getirme gibi bir durum söz konusu. Ama bence her kitapta farklı bir Takvim Kızı'nın hikayesi anlatılsa daha güzel olurdu. Mia'yı Wes ile çok benimsedim. O yüzden başka biri ile düşünemiyorum. Bir de şöyle bir gerçek var ki.. Yazar serinin sonunda Wes ile Mia'yı bir çift mi yapacak yoksa arkadaş olarak mı ilişkilerine devam ettirecek tam bir merak konusu. Kitapta Wes'in yaptığı bir şey var ki.. Orada gönlümü fethetti. Wes'in senaryo yazdığını biliyor muydunuz? Burada ne yaptığını söylersem spoiler olacak. O yüzden sadece şunu söyleyebilirim. Wes'in yaptığı "o şey" gönlümü fethetti. O yüzden hangi karakter olursa olsun aklıma hep Wes'e gidecek! 


* Sınav dönemimde olmama rağmen ders aralarında kafa dağıtmak için başladığım kitabı kısa bir sürede bitirdim. Zaten incecik bir şey. Göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor. Ayrıca kitabın bizde ki baskısına da ölüp bitiyorum. Renkleri ve tasarımıyla o kadar uyumlu ki.. Bakıp bakıp duruyorum.


* Kitapla ilgili sevmediğim tek şey Mia'nın kendisi. Mia kadar dengesiz bir karakter görmedim. Her birlikte olduğu erkeğe aşık olması da cabası. Keşke diyorum Wes'in teklifin geri çevirmeseydi de birlikte kalsalardı. Ama yazarın serinin sonunda olayları nasıl bağlayacağını da merak etmiyor değilim.


* Wes'i o kadar benimsedim ki ikinci kitaba elim gitmiyor. Mia'yı Wes dışında biri ile düşünemiyorum. Sanki kimle olursa olsun Wes'i aldatıyormuş gibi hissedeceğim. O yüzden ikinci kitabı okumayı biraz bekleteceğim. Ne kadar uyabilirim bilemiyorum tabi. (= 


* Son olarak kısa,akıcı ve kafa dağıtmalık bir kitap arıyorsanız Takvim Kızı; Ocak kitabına bir şans verebilirsiniz. (=,,
Pinterest shareGoogle Plus share

Sevdanın Külleri || YORUM

Merhaba.
Yeni bir kitap yorumu ile geldim. (=

Dilek Taygun'un çıkan tüm kitaplarını okumuş ve kalemini sevmiş biri olarak Sevdanın Küllerini sevemedim. Sevmeme nedenlerimi de maddeler halinde açıklarsam daha anlaşılır olacaktır. (=
Pinterest shareGoogle Plus share

Takvim Kızı Serisi || Tanıtım



Takvim Kızı - Ocak

1 MİLYON’dan fazla adetle satış rekorları kıran, listeleri altüst eden ve hakları 30 farklı ülkeye satılan…

New York Times Çoksatanlar Listesi’nin 1 numarası…

Audrey Carlan’ın dünya çapında ses getiren TAKVİM KIZI Arkadya Bitter farkıyla sizlerle.

Takvimlerinizi hazırlayın! Her aya farklı bir kitap, her ay farklı bir macera.
Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI