Evli Barklı || YORUM


Evli Barklı yine alabildiğine keyifli ve komik. Bu hepimizin istediği son.” -Christina Lauren - Karmakarışık, Darmadağınık ve Sıkı Fıkı’nın New York Times çoksatan yazarı Emma Chase’in kaleminden çıkan ve seriyi finale bağlayan bu romanda, Drew ile Kate yaklaşan düğünlerini sabırsızlıkla bekliyorlar fakat önlerinde atlatmaları gereken bir bekârlığa veda partisi var! Hayatım boyunca hiçbir zaman evlilik hayalleri kurmadım. Ama Kate imkânsızı başardı ve beni değiştirdi. Sanırım daha önce de tek kelimeyle harika olduğum konusunda siz de benim gibi düşünüyorsunuz, biliyorum… ama itiraf etmeliyim ki şimdi eskisinden bile iyiyim! Bugüne uzanan yolculukta ne badireler atlattık gerçi. Ancak Yunan trajedilerinde görülebilecek pek çok engelle, türlü hatayla ve yanlış anlaşılmalarla uğraştık durduk. Fakat birbirimize duyduğumuz sonu gelmez arzu, sınır tanımaz hayranlık ve bitmek tükenmek bilmeyen aşkla bu zorlukları geride bırakmayı başardık. Bunlardan bahsetmişken, geçen hafta sonu yaşanan bazı beklenmedik gelişmeler bir sorun teşkil edebilirdi tabii. Bu… nasıl desem… geçmem gereken son sınav gibi bir şeydi. Aklınızdan ne geçtiğini biliyorum: Bu sefer ne yaptın Tanrı aşkına! Ama hemen köpürmeyin. Beni yargılamadan ve hadım edilmemi talep etmeden önce olup bitenleri bir dinleyin. Şimdi hazırsanız çılgın bir yolculuğa çıkıyoruz. Zaten başka ne bekliyordunuz ki?

🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟 
Bir seriyi daha bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum! 💪

Öncelikle Andrew'dan bir alıntı bırakmak istiyorum.

"Peki, bu hikayeden ne ders çıkardık? 
Her şeyden önce, bekarlığa veda partileri hakkında ne öğrendik?
Berbat ötesi bir fikirmiş."


Andrew'un dediği gibi bekarlığa veda partilerinin berbat bir şey olduğunu öğrenmiş olduk. Kitap boyunca tek bir olay oldu. Tahmin edersiniz ki; "bekarlığa veda partisi." Ve bir yerden sonra bu sıkıcı bir hal almaya başladı .Her ne kadar kibirli, ukala ve ağzı iyi laf yapan Drew'u sevsem de, kitabı onun keyifli anlatımıyla okumuş olsam da bu yetti mi? Hayır, yetmedi. Seriyi seviyorum aslında. Diğer kitapları da sevdim. Ama bence bu son kitap olmasa da olurmuş. Yazar dördüncü kitabı yazmak yerine bu kitabı diğer kitaplara dağıtsaymış daha iyi olurmuş. Yani, sanki yazılmak için yazılmış gibi geldi bana.. O yüzden sevemedim. Bitirmek için okudum. 

Kaldı ki kitap boyunca böyleydim;  😒😑

Her ne kadar okurken beni gülümseten kısımlar olsa da serinin diğer kitaplarına göre bir tık aşağıydı benim için.. 👎
Yine de Andrew'u, Kate'yi ve diğerlerini tanımak güzeldi. 💓
Yazarın diğer kitaplarını merakla bekliyorum. 😉
Pinterest shareGoogle Plus share

Elya Şeytanı / Hasibe || Yazar Röportajı


1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. Hasibe kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

1989 Konya doğumluyum. İlk, orta, lise eğitimimi Konya’da tamamladım. Yükseköğrenimime ülke değişikliği nedeniyle ara verdim. Eşimin memuriyeti dolayısıyla birkaç Anadolu şehri gezdikten sonra şuan aynı sebepten Almanya’nın Kuzey ren Vestfalen eyaletinde yaşamaktayım. Şuan yazarlık dışında bir iş yapmıyorum. Okuldan arta kalan zamanlarında prenses kostümleriyle evde dolaşıp sihirler yapan masal tutkunu iki kızım var. Hatta kendilerine ayakkabı denettirilmesinden yorulan komşularımız ve gün aşırı kendisine zehirli elma ısırttırılmak suretiyle zehirlenmeye çalışılan bir babamız var. Şimdilerde Elsa’yla Anna yeni idolleri. Dünyayı buza dönüştürmeye filan çalışıyorlar. Ne diyelim hakkımızda hayırlısı olsun =) Az konuşur çok dinlerim. Kitap okumayı, film seyretmeyi ve doğa gezilerini çok severim. Düsturum azim eşittir başarı, hayat felsefem; Mutluyken söz, kızgınken cevap, üzgünken karar verme…

2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?

Yazarlık benim hep hayal ettiğim bir meslekti. İlk okuldan itibaren hikayelere ve masallara saplantılı biriydim. Şiir ve öykü defterlerim vardı. Böyle her yaprağına çiçekli böcekli stickerlar yapıştırır kutsal kitapmış gibi saklardım. Bağrıma bastırıp onlarla uyuduğum günler olurdu. Öykü, deneme ve şiir defterlerim hep oldu. Orta ve lise yıllarımda bu dallarda birçok derece ve ödüllere sahip oldum. İlk kitap çalışmam 2012 yılında oldu. Çevremde yazar, yayıncı ya da editör gibi meslek erbaplarından hiç kimse yoktu. Tamamen kendi çabalarımla dosyamı hazırlayıp bir yayın evine gönderdim. İki ay kadar süren bir bekleyişin ardından olumsuz cevap geldi ve bu cevap bana İsrafil sura üflemiş gibi bir yıkım yaşattı =) Bir yıl kadar yazılarıma küstükten sonra bu kadar küslüğün kâfi olduğunu düşünüp yeniden denemeye karar verim. Ve bu kez çaldığım kapıdan olumlu yanıt geldi.

3. Elya Şeytanı hikâyesi nasıl ortaya çıktı?

Elya şeytanı kitabımın kurgusu çok enteresan bir zamanda ortaya çıktı. Kitabımdaki Hikâyenin geçtiği ilçe olan Edremit beni hep cezbeden bir yerdi. Ve yaşanılacak yer olduğunu düşünürdüm Gezip görmek bir müddet yaşamak için şartlar uygun olmayınca programımıza zorla bir üç günlük gezi sıkıştırıp 24.06.2014’de bir gezi planladık. Büyük beklentilerle çıktığım üç günlük Edremit tatilim, her tatilcinin başına gelebilecek en kötü ihtimal ile neticelendi ve ilk gece mide üşütmesi sebebiyle soluğu acil serviste aldık.. Ne kadar şansız biri olduğumu düşündüğüm o gece, böbrek taşı şikâyetiyle gelen genç bir kızın doktorun yakasına yapışarak çektiği ıstıraptan ötürü ötenazi isteğini kabul etmeyen doktorun, anasına bacısına saydırmasını etrafımdaki herkesle beraber kahkahalarla izlemiştim. Büyük şanssızlık yaşadığımı düşündüğüm o gece roman karakterim Asi’yle karşılaştım. O gece ve otelde dinlenerek geçirdiğim diğer gece kurgusunu oturttuğum bu romanımın sahneleri birbiri ardınca kurulmuştu. Edremit tatiliminse iki günü hasta, üçüncü günü de araba camından Edremit’e veda ederek geçti. Ben bu ilçeye âşık oldum ama, gönlümce gezip göremediğim için romanımdaki Edremit’le gerçek Edremit birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle tüm Edremitli dostlarımın affına sığınıyorum. Bulduğum ilk fırsatta yeniden gidip uzun uzun sokaklarında yürümek, güzel havasını solumak istiyorum. Sana da selam olsun saçları düz fönlü, yırtık kot pantolonlu, böbrek hastası küfürbaz kız… Sen o gece küfürle gökleri yerlere indirmesen, belki de bu kurgu benim hayal sınırlarıma bile uğramayacaktı. Umarım bu kitap bir şekilde bir gün eline geçer ve şahsına yazılmış bu sayfaları eğlenerek okursun. Hem de bu kitabın ilham kaynağı olduğunu bilmeden. Umarım seni insan kimliğinden soyunduran böbreğindeki o taş seni ebediyen terk etmiştir ve sağlığına hiç kaybetmemek üzere kavuşmuşsundur =)

4. Yayınevlerine yazdıklarınızı gönderiyor muydunuz? Yoksa yayınevi mi sizi keşfetti?

Yayın evine çalışmamı mail attım. Uzun bir inceleme sürecinin ardından olumlu yanıt geldi.

5. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?

Ne denli başarılı oluyorum bilmiyorum ama, insanların kendilerinden birilerini bulabileceği ve kendisini hikâyenin içine katıp, okurken yaşayabileceği hikayeler yazmaya gayret ediyorum. Seçtiğim cümleler ve betimlemelerle o sahneyi okurun gözleri önüne serebilmeyi amaçlıyorum. Hikâyelerimin Türk aile yapımıza, kültürümüze, özümüze uygun gerçekçi kurgular olmasına dikkat ediyorum. Çoğu kitapta maalesef aile gerçeği saf dışı bırakılıyor. Olaylar esas kızın ve adamın üstünden gelişiyor ve ben bu tür kurgularla gerçek hayat arasında bir bağ kuramıyorum. Bu bağ olmadan da kitabın lezzetini alamıyorum. Bizde aile temel yapı taşıdır. Kayınvalide, dede, teyze, dayı, hala olmayan bir ailenin olması bizim toplumumuzda pek mümkün değildir. Avrupa’da 18 yaşına gelmiş bir birey ailesinden kopar lakin Türk toplumunda evlensen bile annen sırtına havlu koyar =)

6. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
Romantik, komedi, dram sevdiğim türlerdir. Bunun dışında şu sıralar bilim kurguya merak saldım. Kısmet olursa bu konuda da bir kitap yazmayı planlıyorum.

7. Kitabınızın basılacağını öğrendiğinizde ailenizin ve çevrenizin tepkisi ne oldu? Neler hissettiniz?

Ailem ve ikinci ailem dediğim eşimin ailesi beni her zaman destekledi. İlk duyduklarında “Ne zaman böyle bir şeye kalkışacağını tartışıyorduk bizde” şeklinde cümleler kuruldu. Onlar böyle bir girişime kesin gözüyle bakarak bekliyorlardı lakin aile çevresi dediğimiz akraba i taallûkattan gelen “Ne yazıyorsun?” sorusu beni benden almış yerlere çalmış durumda. Buradan selam ederim hepsine =)

8. Yazdıklarınızda sizi yansıtan ya da gerçek hayattan esinlendiğiniz yönler oldu mu?

Yazdıklarımda beni yansıtan bir karakter yok. Ben dünyaya sanki karakterler düşleyip yazmak için gönderilmiş gibiyim. Toplum içinde yok gibi sessizimdir. Konuşmayı hep yorucu bulurum. Eşim bir kadın olarak türümün tek örneği olduğumu düşünür. Dinlemek ve gözlemlemek benim için her şeyin üstünde bir zevktir. Karakterlerim hayatın içinden gözlemleyip fikir sahibi olduktan sonra bir kalıba oturtarak şekillendirdiğim kişilerdir. Hikâyelerimi de gerçek hayatta olan veya olması muhtemel olaylardan derlerim.

9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikâye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Bu konuda çok mesaj alıyorum. “ On iki yaşındayım yazar olabilir miyim?” “On üç yaşındayım yazdıklarımı nasıl yayınlatırım?” Gibi mesajlar azımsanmayacak kadar fazla. Arkadaşlar öncelikle acele etmeyin. Bu yaşta yazar olmaz demek istemiyorum olur lakin bana kalırsa hayallerinizi bu kadar erken tüketmeyin. Çünkü birkaç yıla kalmadan yazdığınız hiçbir şeyi beğenmez hale geleceksiniz. Farklı kitaplar okudukça ufkunuz ve kelime hazineniz gelişecek ve yayınlatmak istediğiniz yazılarınızı gülerek okuyacaksınız. Bu konuda kabiliyetiniz varsa ve bu mesleği gerçekten hedefinize oturtmuşsanız kesinlikle acele etmeyin. Önce tüm Türk ve dünya klasiklerini okuyun. Bunları okuduktan sonra az çok tarzınız ve ne tür yazarlardan hoşlandığınızı keşfedip, o yöndeki yazarları takip etmeye başlarsınız. Bunun yanında az çok sinema kültürüne sahip olmalarını da tavsiye ederim. Özellikle kitaptan uyarlanan filmleri izlesinler. Tabi bunları yaparken seçtikleri zaman okul ve derslerinden arta kalan zamanlar olmalı. Bunun dışında ben İtalyan romantik müziklerini dinlerken, sokaklarda insanları incelerken yazacağım sahneler kendiliğinden oluşur. Bu şekilde kendilerine neyin ilham olduğunu keşfetsinler. Sürekli ellerinin altında bir ajandaları ve yazdığından emin oldukları bir kalemleri (Birkaç kez mağduriyet yaşadım) bulunsun. Ve “Yılmak” “Yorulmak” gibi kavramları hayatlarından çıkartıp azimli olsunlar. Bunlar benim naçizane tavsiye edeceğim birkaç şey.


10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?

Satırlarıma değer verip hikâyelerime konuk olan her bir okurum benim için çok kıymetli hepsini çok seviyorum. Sayfalarımda dolaşan ellerine, gözlerine dert değmesin diyorum. Hepsine kucak dolusu kalpçikler gönderiyorum. İstek, şikâyet, öneri ve görüşleri için bana dönmelerini bekliyorum. 

Pinterest shareGoogle Plus share

Elya Şeytanı || YORUM


Ben Asi… Kent Soylu lakaplı Ulu Musa’nın torunuyum. Edremit’te evrime ve medeniyete kafa tutmuş, Orta Çağ’dan kalma fikirlerin hüküm sürdüğü bir ailenin ferdiyim. Diktatör dedem, eksik zekâlı kuzenim, egomanyak yengem, yerine göre Alzheimer hastası veya seksi Madonna’ya dönüşebilme kabiliyetine sahip babaannemle beyaz konağımızda, sefil bir yaşam sürüyoruz. Eczacı kızılımla, azılı bir Esra Erol hayranı annesini de unutmamak lazım. Yoksa gönül koyarlar bana… Bu birbirinden değişik aile efradıyla geçirdiğim her gün, belgesel konusu mahiyetinde. Güzide memleketimin tüm coğrafi bölgelerine yetecek ve artacak kadar arızalı insan tanıyorken, mevcut galerime çekicilikte sınır tanımayan, yakışıklı bir doktorun eklenmesiyle şimdi durumlar daha da komplike…

💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓

Açılınnnn! Asi Kız geliyor! 😈

Başta sevip sevmeyeceğim konusunda şüpheliydim. Hatta biraz ön yargılıydım ve başta yadırgadım. Ama okudukça kurgunun içine girdim ve karakterlere alıştım. Yazarın üslubunu da sevdim. 😆

Aşk ile beraber Asi'nin büyüdüğü ve geliştiğini gördük. Aşk onu değiştirdi, bambaşka biri yaptı. Koray Doktor kitabın başından sonuna kadar favorim oldu. Musa Dede'yi sevemedim ne yazık ki.. Bence yaptıkları çok aşırıya kaçıyor. Reyhan'ı da sevdim. Asi ile ikisi bir elmanın yarısı gibi.. İki çatlak bir arada.. 😁 

Yazarın üslubunu başta yadırgabilirsiniz. Ama dediğim gibi okudukça alışıyorsunuz. Akıcı bir anlatımı olduğunu söyleyebilirim. Bu da kitabı kısa sürede bitirmeniz anlamına geliyor. Kitabın son bölümünü kahkaha ata ata okudum. Cidden! Bazı sahneler çok komikti. 😁 

Asi ve ailesi tipik bir Türk ailesi diyemesem de hepimizin içinde kendinden bir şeyler bulabileceği bir aile. Eğlenceli ve çatlak bir aile.. Elya Şeytanı'nı keyif alarak okudum. Okumak için eğlenceli bir şeyler arıyorsanız Elya Şeytanı'na bir şans verebilirsiniz. 😄

Pinterest shareGoogle Plus share

PATRON || YORUM


Chase Parker’la ilk tanıştığımda verdiğim ilk izlenim pek hoş sayılmazdı. Beraber yemeğe çıktığım adamdan beni kurtarması için restoranın tuvalet sırasında telefonla arkadaşımı arıyordum. Telefonda dediklerimi duyduğunda benim adi biri olduğumu söyleyip istememiş olmama rağmen tavsiyede bulunmuştu. Ona çenesini kapamasını söyledikten sonra beraber çıktığım adamın yanına geri dönmüştüm, o da beraber olduğu kadının yanına. Yanımızdan geçerken bana o muhteşem gülümsemelerinden biriyle baktı. Gece boyunca onun oturduğu tarafa kaçamak bakışlar atmaktan kendimi alamadım. Birkaç kez göz göze geldikten sonra beraber olduğu kadınla birlikte masamıza geldi ve eskiden beri tanışıyormuşuz gibi bir hikâye uydurup beni içinde bulunduğum durumdan kurtardı. O yemekten sonra Chase’i çok düşündüm. Bir ay sonra yeni işime başladığımda kendisinin patronum olacağını bilmiyordum tabii…

Kitabı çok sevdim!😍
Cidden! Sadece fiziksel temas unsurları yok kitapta.. Aşk ve tutkunun olduğu kadar arkadaşlık, dostluk ve gerçek sevginin de izleri var. Hayata devam etmenin, birine kalbini açmanın ve onunla sevmeyi yeniden öğrenmenin hikayesi var bu kitapta.. 😊 

Peyton'ın hikayesine üzüldüm. Peyton'a üzüldüğüm gibi Chase de üzüldüm. Her ne kadar ne istediğini bilen bir karakter olsa da içi cam kırıkları ile dolu. 😖 Paramparça. Reese, ise bambaşka bir olay.. Onun da içi cam kırıkları ile dolu. Ve bu iki yaralı insan bir araya gelince birlikte yaralarını sarmayı öğrendi. Ee bize de keyifle okuması kaldı. Cidden bu türe aç kalmışım. İflahım kurumuş. O yüzden Patron çok iyi geldi. 💕 Başta kapak resmini beğenmemiştim ama kitabı okudukça kapak resmi ile uyumlu olduğunu görmüş oldum ve sevdim. 😉 Çok tatlı bir kitaptı. Ve oldukça akıcı o yüzden kısa bir süre de bitti ama tadı damağımda kaldı.. Özellikle Chase'in Reese için "buttercup" dediği sahnelerde eridim. 😍 Kitabın kapağına aldanmayın ve bir şans verin diyorum. Özellikle kitabın son bölümü ayrı bir güzeldi. Böyle kalbimi fethetti.. Son olarak bu türü sevenler için "Patron" da keşfedilmesi gereken kitaplardan biri.. 😊
Pinterest shareGoogle Plus share

Sığ Sularda Kaybolan || YORUM


Derin Tutku’nun nefes nefese hikâyesi Sığ Sularda Kaybolan’la devam ediyor.
Büyük aşklar sığ sularda boğulabilir mi?
Charley, Edinburgh Üniversitesi’ndeki ikinci yılına bambaşkabiri olmuş halde döner. Birkaç ay içinde yasadıkları yüzündenkendi hayallerinin pesine düşmek yerine, ailesinin isteklerinigerçekleştirmeyi seçmiştir.
Ya Jake’le olan ilişkisi? Uzun zamandır diri tutmaya çalıştıkları, bunun için türlü mücadeleye katlandıkları bu ask da başkalarının beklentilerine kurban mı gidecektir?

Hiç bitmeyecek gibiydi! 😒

Cidden! Bu kitabı Samantha yazmış olamaz.🙄 Çünkü zorla yazılmış gibiydi.. Kitapta o kadar çok olay oldu ki okurken başım döndü.

İlk kitabı sevmiştim ama ikinci kitap olmamış. Bence tek kitap ile sınırlı kalabilirdi. Zira, ilk kitapta sevdiğim karakterleri sevmez oldum.

Beni çileden çıkaran, sinir eden şeyler oldu ve okumak benim için bir işkenceye dönüştü.

Okurken keyif alamadım maalesef.. Bitirmek için okudum.. Bazı kısımları gözlerimi devirerek okudum.

Kaldı ki karakterler bana göre aptalca davranışlarda bulundular. 
Dediğim gibi kitabı sevemedim ve tek kitap ile sınırlı kalmalıydı..
Pinterest shareGoogle Plus share

En Karanlık Gece || YORUM

Vay canına! 😍 
Çok güzeldi. 😍 
Bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. 
Hele o son sahnede Ashlyn'in yaptığı fedakarlık beni benden aldı. ❤
Aşk insana neler yaptırıyor bir kez daha görmüş olduk. 
Maddox'un, Ashlyn'e olan bağlılığı aynı şekilde Ashlyn'in, Maddox'a olan bağlılığı çok güzeldi, çok duygu yüklüydü.
Diğer karakterleri de sevdim. Özellikle Torin, Reyes ve Paris 😍 Sizi bir an önce okumak istiyorum bebekler.. 😍 Ashlyn'e bazı kısımlarda "çok safsın be kızım" dediğim yerler oldu. Yani, cidden! 😂 Kitap çok akıcıydı ki bunda yazarın kaleminin etkisi büyük.. Okurken sıkılmadığım ve bir sonraki sayfaya geçmek için sabırsızlandığım bir kitap oldu. Eğer fantastik ile harmanlanmış aşk, arkadaşlık ve fedakarlık içeren kurgular okumaktan hoşlanıyorsanız bir şans verebilirsiniz. 😊 😇
Pinterest shareGoogle Plus share

Yetim Kraliçe || YORUM



Öncelikle "I hate you, Tobiah!" 😒

Bu söz kitap boyunca @otakukutuphanesi ile mottomuz oldu.

Spoiler olacağından dolayı ser verip sır vermiyorum ama okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Kitap epik fantastik olduğu için başta tereddütlüydüm. Çünkü pek okuduğum bir tür değildi.

Fakat yazarın diğer serisini sevdiğim için yeni serisine de şans vermek istedim.

Sıkıldığım, kızdığım,öfkelendiğim kısımlar ve karakterler olsa da kitabı genel olarak sevdim.

Özellikle Wilhelmina'nın vatanını geri almak için verdiği mücadeleye hayran kaldım.

Wil'in başına kitap boyunca o kadar çok şey geldi ki onu koruyup kollama ihtiyacı ile dolup, taştım.

Wil, kendinden başka güvenecek kimsesi olmayan yalnız bir karakter.

Ama buna rağmen verdiği mücadele, yapmak zorunda oldukları ile gönlümü fethetti.

Ve kitap boyunca herkesten şüphelendiğim de bir gerçek..Wil, dışında hiç bir karakter bende güven oluşturmadı.

Vatanı uğruna göze aldıkları ve mücadelesi ile gönlümü fethettiği için Wilhelmina, en sevdiğim karakter oldu.

Yazar, kitap boyunca ince eleyip sık dokumuş. Kitabı okurken "bir hareket, bir numara olmayacak mı?" diye bekliyorsunuz.

Ama yazar her şeyi sona saklamış. Ki yazarın bu düşüncesini de takdir etti. Sizi yavaş yavaş içine çeken bir kalemi var.

Yazarın kurguladığı dünyayı sevdim. Karakterlerindeki kararlılığı sevdim. 
Kitabı bitirdim bitirmesine ama üzerinden bir kaç gün geçmesine rağmen hala aklımda. 
Bir türlü aklımdan çıkaramıyorum ki bu konu da yalnız değilim. (@otakukutuphanesi de öyle) 
@otakukutuphanesi ile devam kitabı için sabırsızlanıyoruz. Umarım yayınevi 2.kitap için bizi fazla bekletmez. 😇

Son olarak epik fantastik türünü seviyorsanız "Yetim Kraliçe'ye de bir şans vermelisiniz. 😄
Pinterest shareGoogle Plus share

Bodyguard || YORUM


"Bu bir erkek giysisine benziyor."
"Hayır, benzemiyor."
"Omuzlarında vatka mı var? Hangi yıldan kalmış?"
"Sanırım etek giymem gerektiğini düşünüyorsun."
"Etekle sorunun nedir? Güzel bacaklara sahip olduğuna bahse girerim. Bugün saçlarını açık bırakmışsın"
"Senin yüzünden değil."
"Bunu kendi kendine söylemeye devam et."
"Saçlarımı açık bırakmamın tek nedeni dün gece uyurken odama birinin gelip saç tokalarımı ve bantlarımı almış olması."
Chandler gülmemek için kendini zor tutarak gözlerini açtı "Gerçekten mi?"
Alana burnundan soluyarak o korkunç siyah takımı askıya bıraktı."Sanırım evinde lastik bantlara düşkün küçük bir yaratık var. Çünkü çantamdan onlarda yok olmuştu."
Chandler artık dayanamadı ve gülmeye başladı.
(Syf;96-97)

* * * * * * * * * * * * * * * * * * 


Çoook güzeldi! ♥️
Seri de en sevdiğim kitaptı diyebilirim. (Gerçi ikinci kitap da güzeldi) :D 
Bende bir bodyguard istiyorum! Mümkünse Chandler olsun! ♥️
Jennifer, seriyi çok güzel bir kitapla noktalamış, resmen veda etmek istemedim.
Kitap bitsin istemedim. Alana ve Chandler.. Karakterler çok tatlıydı..♥️
Chandler, Alana'nın kendini keşfetmesini sağladı. Helal olsun! :D 
Sahiplenici, hazır cevap ve ne istediğini bilen karakterleri seviyorum.
Ehh, bodyguard da bunlar bolca var. İkili arasındaki bazı diyalogları kahkaha atarak okudum.
Cidden! Bazı sahneler çok komikti özellikle karakterlerin laf dalaşına girmeleri ve hazır cevap olmaları beni güldürdü. Keyifli ve güzel bir kitaptı. Akıcı bir dili olduğunu söylememe gerek yok sanırım. ;) 
Beni tanıyorsanız yazarı ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Bodyguard'ı da sevdim! ♥️
Eğer bu türü okumayı seviyorsanız kesinlikle bir şans vermelisiniz. (= 
Pinterest shareGoogle Plus share

Kötülük Tohumları || YORUM




🌟 🌟 🌟 🌟 🌟 || 5

Yaa, sen ne güzel bir kitaptın öyle.. 😍 

Yazar her kitapta çıtayı bir tık daha yukarı kaldırıyor ve sizi büyük bir beklenti içinde bırakıyor. 
Her sayfada şaşırtmayı ve zekası ile alt etmeyi beceriyor. 

Çizdiği karakter psikolojileri ile karakterlerinin iç dünyasını daha derinden incelememiz için bize fırsat tanıyor. 

Cidden! Bence yazar çok zeki.. Çünkü yazdığı kurgu bir zeka ürünü ve bütün övgüleri hak ediyor. 👏 

Kitabın dili oldukça akıcıydı ki bu kitabı kısa bir süre de bitirmeniz anlamına geliyor. Ama bir yandan da bitmesin istiyorsunuz. 😏

Yazar, daha ne kadar şaşırtabilir ki dediğim her an da bombaları tek tek patlattıp sizi şok içinde bırakıyor. 😏

Fredrik ise kaybolmuş gibi.. Önceden aydınlık bir taraf vardı ama şimdi karanlık. 😔 Ona baktığınızda sadece "karanlık" görüyorsunuz. Ve bu beni üzüyor. 😔
Çakal'ım.. 😍 💉 💉 💉 

Cidden! Kitap benim kalbimi kırdı, paramparça etti. 😩 Ama buna rağmen çok seviyorum. 😍 Her bir zerresiyle.. 💜

Victor! Hala adamımsın! 😍 
Niklas'a da üzülüyorum. 😔
Ama yazar son bölümde karakterlerimiz için hazırladığı planlardan küçük bir gösteri bırakmış bizlere.. 😊 5.kitap için sabırsızlanıyorum. 😇 

Her satırını keyifle okuduğum bir kitap oldu. 😍 Kapak resmine ise ö-lü-yo-rum. 😍 Hem kurgusu hem kitap kapakları ile gönlümü fethediyor. 💜

Son olarak en sevdiğim serilerden biri olan Katiller Çetesi'ni okumayan herkese öneriyorum. Bence bir şans vermelisiniz. 😏
 
Pinterest shareGoogle Plus share

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu || YORUM


“Sana, beni asla tanımamış olan sana.” 
Dizeleri ile içine çekiyor okuyucuyu..

Ana karakter R'nin eline bir mektup geçmesiyle ve mektubu okumaya başlamasıyla tanışıyoruz "Bilinmeyen Kadın" ile..

Bu bilinmeyen kadın, R'yi koşulsuz şartsız seven, onun için her şeyi yapmaya hazır, tüm ürkekliğine rağmen cesur bir kadın portresi olarak karışımıza çıkıyor.
R ise vurdumduymaz, sorumluluk almayan, kendi hayatını yaşayan, anlık zevkler ile günü bitiren ama aynı zamanda herkese karşı kibar duruşu ile karşımıza çıkıyor.

Bilinmeyen Kadın'ın R'ye yazdığı satırları okurken onu böylesine derinden sevmesi beni etkiledi. Hem de hiç bir karşılık alamamasına rağmen.. Hiç hatırlanmamasına, hiç sevilmemesine rağmen.. Aşkı çok derinlerde ve bitmek tükenmek bilmeyecek bir noktadaydı...

Bilinmeyen Kadın'ın R uğruna yaşadıkları, çektiği sıkıntılar ve yapmak zorunda oldukları beni üzdü. Hiç bir kadının kendine bunu yapmaması gerektiğini düşünüyorum. Aşkından dolayı yapmış olduklarıyla yaşadığı eziklik ve hayal kırıklığı ama yine de vazgeçmeyen, bitmeyen sevdası gözümde değerini arttırıyor Bilinmeyen Kadının..

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubunda dengesiz ruh halleri ile karşı karşıya bırakmış bizi yazar.. Bilinmeyen Kadın'ın mektubu ile aslında R'yi tanımış olduk ve yazar insan portreleri ve psikolojik yaklaşımları ile bizleri bir kez daha düşündürmeye itiyor.

Aşk, her şeye değer midir? 
Ya da Bilinmeyen Kadın'ın R için hissettiklerine aşk denilebilir mi? 

Yazarın daha önce Olağanüstü Bir Gece kitabını okumuştum. Fakat pek bana hitap etmemişti. Ama Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu sevdim. Keşke böyle olmasaydı, böyle yapmasaydı dediğim yerler olsa da sevdim. Ve yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Yazarın kalemi ile tanışmak isteyenler için Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu başlangıç kitabı olabilir. 😇

#ramazandakitaplıyoruz

Pinterest shareGoogle Plus share

Ramazan Okuma Etkinliği || #ramazandakitapliyoruz

Merhaba.
Instagram üzerinde düzenlenen #ramazandakitapliyoruz etkinliği kapsamında okuyacağım kitapları paylaşmak istiyorum. Etkinlik hakkında bilgi almak için @kitaptakisiradan hesabına göz atabilirsiniz. (=


🔸500 sayfalık bir kitap (Kimliksiz) 
🔸Yazarı Türk olan bir kitap (Yarasa)  
🔸Ciltli bir kitap (Evli Barklı) 
🔸Daha önce okumadığınız bir yazarın kitabı (Üst Kattaki Deli Kadın) 
🔸Okumayı uzun süredir ertelediğiniz bir kitap (En Karanlık Gece) 
🔸Filmi olan ya da çıkacak bir kitap (Ben Ölmeden Önce) 
🔸Bir serinin son kitabı (Sonsuz Ruh) 
🔸2017'de yayımlanmış bir kitap (Patron) 
🔸En sevdiğin yazarın bir kitabı (Bodyguard)
🔸Klasik olmuş bir kitap (Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu) 
🔸Bir günde bitirebileceğin bir kitap (Sığ Sularda Kaybolan)


Pinterest shareGoogle Plus share

Kız Arkadaşım 9 Kuyruklu Bir Tilki || YORUM



M e r h a b a 🙋 

Dizisini izlemediğim için başlarda ne okuyacağıma dair bir fikrim yoktu. Hatta biraz ön yargılıydım. Ama okudukça ve kurgunun içine girdikçe hikayeyi ve karakterleri sevmeye başladığımı fark ettim. 

Başlarda Secret Garden gibi sadece diyaloglardan/repliklerden oluşacağını düşünmüştüm ama düşündüğüm gibi olmadı. Bu da kitabı Secret Garden'dan bir tık daha çok sevmemi sağladı. 


Öncelikle kurgusunun bana çok orijinal geldiğini söyleyebilirim. Düşünsenize; hayatınızın tam ortasına olağanüstü güçleri olan ve 9 tane kuyruğu olan bir tilkinin bomba gibi düştüğünü.. Hem şaşırtıcı hem de korkutucu olurdu.

Cha Dae Woong da böyle düşünüyordu. Her ne kadar ondan kurtulmanın yollarını arasa da ve çıkarları için bir noktada onu kullanmak istese de ona alıştığını ve onsuz yapamayacak bir noktaya geldiğini zamanla anlamış oldu.




Kitaptaki diğer karakterlerin Cha Dae Woong'u küçümsemesi ve tabir-i caize çocuğu şamar oğlanına çevirmesi beni rahatsız etti. Yahu, ne istiyorsunuz bu çocuktan! Her neyse.. GuMiHo ve Cha Dae Woong'un eğlenceli diyaloglarını sevdim. 9 Kuyruklu Tilkinin olağanüstü yeteneklerine ise hayran kaldım. Yazım dili ise akıcı ve sade idi. Kitabın sonu ise çok heyecanlı bir yerden bitti ve devamı için sabırsızlanıyorum.

Kore fanlarının mutlaka gözden kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum. 😇

Pinterest shareGoogle Plus share

Küçük Gece Kedisi || YORUM





Sonja Danowski, Berlin'de yaşayan bir sanatçıdır.
Çalışmalarında resimli kitaplara ve hatıraların resimlerle canlandırılmasına özel önem verir.
Küçük Gece Kedisi'nde de resimler ile de bir şeyler anlatılabileceğini gözler önüne seriyor. Yazılardan çok çizimleri sevdiğim de bir gerçek. 😊
Her şey Toni'nin hayvan barınağındaki yaz şenliği için oyuncak hayvanlarını çekilişle elden çıkarmaya karar vermesi ile başlıyor.
Çünkü Toni sahipsiz kedi ve köpeklerin ilaca ve mamaya ihtiyacı olduğunun bilincinde..
Bu kitapla da bir kez daha anlamış oldum ki dünyayı çocuklar yönetmeli..
Onların büyük kalbinde herkese yetecek kadar sevgi var.
Son olarak anne ve babaların çocukları ile keyifli dakikalar geçirmek için bir şans vermeleri gerektiğini düşünüyorum. 😊

Pinterest shareGoogle Plus share

Bal Köpüğü || YORUM


Bal Köpüğü bitti.
Yalnız sevdim mi sevmedim mi bir türlü karar veremedim.
Okurken sürekli SMEP ile karşılaştırdım.
Ve genel olarak baktığımda SMEP'i daha çok sevdiğime karar verdim.
Bal Köpüğü'nü de sevdim elbette. Ama SMEP bir tık daha iyiydi bana göre..
Bal Köpüğü'nde yazarın daha toy olduğunu düşünüyorum.
SMEP de ise kendini geliştirdiğini ve bir tık daha iyiye gittiğini gözlemledim.

Görkem, soğuk duruşu ve sert yapısıyla Azra'yı kendine bağımlı hale getirirken Azra ise inatçı yapısı ile Görkem'in sınırlarını zorlamaktan geri kalmadı.
Zeynep Işıklar'ın sert erkeklerini seviyorum. Sert erkek derken; sevdiğine sahip çıkan, onu koruyup kollayan ve sonuna kadar sadık olan karakterlerden bahsediyorum. Zeynep Işıklar'ın kitaplarında da bunları görmek mümkün...

Kitapta sevmediğim bir kaç nokta var. Görkem, her ne kadar yaşadıkları ile kendini soyutlamış olsa da Azra'ya olan bazı tavırları beni rahatsız etti. Azra'ya sürekli bir şeyler dayatması, onu bazı şeyler için zorlaması ve Azra'nın ise kendinden taviz vermesi beni rahatsız etti. Azra kör kütük aşıktı Görkem'e o yüzden ona boyun eğmiş olmasını anlayabiliyorum. Ama Görkem'in Azra'ya karşı bu kadar katı olması, kendini ona açmaması Azra'nın olduğu kadar benim de kalbimi kırdı.

Sonuç olarak sevdim gibi.. Akıcı ve sade bir anlatımı var. Kafa dağıtmak ve kısa bir süre de okumak için kitap arayışları içerisindeyseniz Bal Köpüğü'ne bir şans verebilirsiniz. (= 


Pinterest shareGoogle Plus share

Esir Şarkılar Vadisi || TANITIM


Kalbin sol anahtarı suskun melodilerde gizlidir… Hayallerine tutkuyla bağlanan iki kadın… Biri, küçük bir Alman kasabasında yaşayan Ellie Frankel. Tek hayali, operada sahne alıp o güzel sesini herkese duyurmak… Ancak bu hayalin, hırsa dönüşüp onu düzenbazlık, açgözlülük ve pişmanlıklarla dolu bir yola sürükleyeceğinin farkında değildir. Diğeri, Londra’nın kasvetli havasını şarkılarıyla değiştiren Penny Bright… Ancak söylediği duygu yüklü şarkılar önceki hayatını değiştirmeye yetmiyordur. Dahası uğradığı bir saldırı sonrası kendini korkunun ve sakinleştiricilerin pençesinde bulacaktır. Tam yirmi yıl… Biri çaldığı bir hayatı yaşayacak ve hayatının aşkını sonsuza kadar kaybedecektir. Bir diğeri geçmişinden kurtulmaya çalışsa da karanlık anıları onu rahata eriştirmeyecektir. Ve her iki hayat da tek bir kişinin hırsına yenik düşecektir. Öyle bir sır düşünün ki Londra’dan Avrupa operalarına uzansın, sizi Yunan Adaları’ndan Avustralya’nın çorak topraklarına götürsün. Ve öyle bir şarkı hayal edin ki son notaları, pişmanlıklarınız sizi köşeye sıkıştırdığında kalbinize umudu vadetsin… Kimberley Freeman’ın muhteşem kaleminden dökülen Esir Şarkılar Vadisi ile sahip olduğumuz hayatı sorgulayacak, göz ardı ettiğimiz gerçek benliğimizi keşfetmenin önemini, yüreğe dokunan melodilerle anlayacaksınız…

Medya Cinsi : Ciltsiz
Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 816
Ebat : 13,5x21
İlk Baskı Yılı : 2017
Baskı Sayısı : 1. Basım
Yazar: Kimberley Freeman
Çevirmen: Esra Yüksel
Yayınevi : Arkadya Yayınları

Pinterest shareGoogle Plus share

Uggla Nedir? Ne İşe Yarar?





Merhaba.
Bu kez farklı yazı ile geldim. Size son zamanlarda alışveriş yapıp memnun kaldım bir siteden bahsedeğim. 

Uggla, kitap satın alınan sitelerden farklı olarak puan sistemi ile de alışveriş yapılabilen site.. Peki nasıl puan kazanıyorsunuz? Yorum yaparak. Evet puan kazanmak bu kadar kolay. Okuduğunuz kitaplara yorum yaparak puan topluyorsunuz. Topladığınız puanlar ile hediye çeki oluşturup alışveriş yapabiliyorsunuz. En fazla 20 TL'lik alışveriş çeki oluşturabiliyorsunuz. Ve bu çeki bir ay boyunca kullanabiliyorsunuz. 

Fakat bu puan sistemi şu an için sitede kaldırıldı. Nisan ayının son haftası sitede böyle bir uygulama vardı. İlerleyen zamanlarda yine olur mu bilmiyorum ama siteyi takip etmekte fayda var..


  • İstanbul içi kargo bedava! 
  • Kapıda ödeme seçenekleri de var.
  • 50 TL ve üzeri alışverişlerde kargo bedava! 
  • Paketleme sistemleri de çok güzel. Kitaplarınız hasar görmüyor.
  • Henüz pek fazla çeşit yok ama zamanla sistemlerine daha fazla kitap ekleyeceklerini düşünüyorum.
  • Sitenin iletişimi ise çok iyi..Kargo gelmeden önce evde olup olmadığınızı öğrenmek için arayıp haber veriyorlar ya da mesaj atıyorlar.

Ben Uggla'dan iki kitap aldım ve bu son olmayacak. Ay sonunda tekrar sipariş vermeyi düşünüyorum. Uggla.com'un değer görmeyi hak eden bir site olduğunu düşünüyorum. Ve zamanla sistemlerini daha da geliştirip bir çok müşteriye ulaşacaklarını düşünüyorum. Sonuç olarak memnun kaldığım bir site oldu ve bir göz atmanızı öneriyorum.

İncelemek isterseniz; https://uglaa.com

Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI