KGBT:29. TUR || Katiller Çetesi Sarai | Yorum



-Seri Sıralaması-

#1 - KILLING SARAI
#2 - REVIVING IZABEL 
#3 - THE SWAN & THE JACKAL 
#4 - SEEDS OF INIQUITY 
#5 - THE BLACK WOLF 
#6 - Behind the Hands That Kill 
#7 - Spiders in the Grove

Katiller Çetesi; Sarai kısa bir sürede okundu ve bitti!

Kitaba başladığımda ne ile karşı karşıya kalacağımı bilmiyordum. Sonuçta bu türü fazla okuyan biri değilim. Haliyle beni nelerin beklediğinden de bir haberdim. Yazarın kalemi ile bu kitap ile tanıştım. Diğer kitapları bende var ama henüz okumaya fırsatım olmadı. Ama tek bir kitabını okumam yetti. Yazar takip edeceğim yazarlar arasına girdi.

Kitabın dili ve anlatımı çok güzeldi. Kitap yavaş bir tempoda ilerliyor ama buna rağmen oldukça akıcıydı ki sınav haftamda olmama rağmen kısa bir sürede bitirdim. 



Karakterler hakkında söylemek istediğim bir kaç şey var.

Sarai; öyle silik bir karakter değil. Güçlü, ayakları yere basan ve ne istediğini bilen bir karakter. 14 yaşından beri Javier ile birlikte yaşamış olsa da -orada gördüğü muamele, çekmek zorunda kaldığı acılar- onu güçlü biri haline getirmiş. Zeki olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Kitap boyunca ne istediğini bilen duruşu ile benden tam not aldı.

Victor; bir kiralık katil. Uzun yıllardır -dokuz yaşından beri- Birlik için çalışıyor. Bu zamana kadar bütün işlerini kusursuz bir şekilde halletmiş. Ta ki Sarai karşısına çıkana kadar. Kendine bile itiraf edemese de Sarai onu değişime sürüklüyor. Victor, tam anlamıyla bir "kötü adam". O kadar uzun süredir bu işin içinde olduğu için duygularını bastırmakta ve belli etmemek hiç sorun yaşamıyor. Ama dediğim gibi Sarai'nin çekimine kapılmaktan kendini geri alamıyor.


Şöyle düşündüğümüzde Sarai ve Victor bir elmanın iki yarısı gibiler. Birbirlerini tamamlıyorlar. Duygu çalkantıları oluyor tabi ama ikisi de neyi isteyip neyi istemeyeceğini bilecek kadar aklı başında ve sağlam karakterler..

Niklas beni oldukça şaşırtan bir karakter oldu. Tam güvenmeye başladığım anda beni şaşırttı. Ters köşe yaptı. Niklas aslında tam bir kapalı kutu. İçinden ne çıkacağını bilemiyorsunuz ama Victor'a olan sadakati ve sevgisi ile bu hikayenin sağlam çocuklarından biri. Niklas ile Victor kardeş bu arada. Ve Niklas, Victor için canını bile ortaya koyar. Ona duyduğu bağ tarif edilemez bir boyutta.. Son kısımda Sarai yaptıklarını düşündüğümde ona hak veriyorum aslında. İnsan o an neyin doğru neyin yanlış olduğunu düşünemiyor. Birine duyduğun derin sevgi ve bağ insana bir çok şeyi yaptırabiliyor.

Victor, Sarai'ye bir seçim şansı sunuyor. Sarai ise Vitor'u bırakmamakta kararlı. Victor ve Sarai öyle birden bire aşık olmuyorlar birbirlerine. Karakterler gerçekçi davranıyor. Özellikle Victor. Sarai tehlike ile karşı karşıya bırakmak istemiyor. O yüzen ona bir seçim şansı sunuyor zaten ama katil olma düşüncesi, adam öldürme düşüncesi Sarai'nin içine öyle derin işlemiş ki.. İstese de kötülükten kaçamaz. Sarai'nin Javier ile geçirdiği zamanın bir getirisi diyebiliriz. Sonuç olarak Victor ve Sarai hem birlikte olmaları gereken ama aynı zamanda birlikte olmamaları gereken bir çift. Yazar kitabın sonunu öyle bir bağlamış ki.. İkinci kitabı okumak için can atar halde buluyorsunuz kendinizi.. 

Goodreads hesabımdan beni takip ediyorsanız kitaba 4 puan verdiğimi görmüşsünüzdür. Neden 4 puan diyecek olursanız; redaksiyon hataları derdim. Onun dışında kitap beklentilerimi karşıladı, beni şaşırttı ve beni hayran bıraktırdı kendine. Yazarın kalemi, anlatımı, oluşturduğu dünya ve konuyu işleyişi ile gönlümü fethetti. İkinci kitabı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. (=


Kitabın yurt dışı kapakları.. Ben bizdeki görseli daha çok beğendim.
 Tam içeriğe uygun. Yeni yorumlarda görüşmek üzere.. (=



A L I N T I L A R 

Beğensem de beğenmesem de, Victor benim sınırı geçinceye kadar tek koruyucumdu. Ondan acilen kurtulmam gerekse de, elimden geldiğince onun yanından ayrılmayacaktım.
Kaç kişiyi öldürdüğü belli olmayan biriydi. Onun yanında kendimi güvende hissetmemin ya da ona güveniyor olmamın bir önemi yoktu; Victor neyse oydu, bir gün beni öldürmeyeceğini düşünmem bile başlı başına bir aptallıktı.
Sarai'nin içinde bir katil yatıyordu. Artık bu bir yanılgı olmaktan çok uzaktı. Sarai'ı bu hale ben getirmemiştim elbette, bundan emindim. Onu böyle yapan hayattı, ben değil. Ama bunu görmesini sağlamak için gözlerindeki bağı açan bendim.
Eğer bakışlarının öldürme yeteneği olsaydı şimdiye değil on kez ölmüştüm.
Gülümsüyordu. Sadece gözleriyle değil dudaklarıyla da gülümsüyordu. Çok tatlıydı. Tehlikeli bir şekilde tatlı.
"Bu olduğum her şeye karşı geliyor, Sarai," dedi ve beni öptü.

"Hayır değil," diye fısıldadım ve onu öptüm. "Gerçekten olduğun kişiye biraz daha yaklaşıyorsun."
Mahcup bir ifadeyle, "Bana ne yapacaksın? İyi olduğumu söylemiştin," dedim.

Okşadığı kaşıma hafif bir öpücük kondurdu.

Sakin, kontrollü bir sesle, "Seninle her şeyi yapmak istiyorum," dedi.

Pinterest shareGoogle Plus share

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI