Mim#Kendinle Yüzleş

 
 

 
Son zamanlarda bir mimlenmedir gidiyor. Ee hal böyle olunca Kristal Kitap beni mimlemiş. Sorulara şöyle bir baktığımda oldukça zorlayıcı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İnsanı bir kaç kere düşündüren sorular...
*
 
1.Geçmişin olmasaydı bugün ortaya koymakta olduğun şey ne olurdu?

Geçmiş, yaşanmışlık hissi. Geçmişimiz bizi şekillendiren bir olgu. Eğer geçmişimiz olmasaydı biz de şu an var olmazdık. Benim şuan ki konumumu geçmişteki yaşanmışlıklara borçluyum.

2.Annen, baban senin için ne ifade ediyor? İkisinin de yeri ayrı. Onları seviyorum. Bazen beni deli edip çileden çıkarsalar da bu benim asabim ve sabırsız tavrımdan kaynaklanıyor. Sonuçta "annem" benim "meleğim" babam ise tanıdığım ilk erkek, ilk "kahramanım". Ne olursa olsun yanımızdan hiç ayrılmayan ve desteğini esirgemeyen tek insan onlar. Kıymetlerini bilmek lazım.
 
3.İmkansız olduğunu düşündüğün her şeyin kapılarını açmak için ne kadar gönüllü olurdun?
İmkansız olduğunu düşündüğüm bir şeyin kapılarını açmak için önce büyük bir çaba sarf etmem gerekirdi. Bunu da planlı çalışma ve düzen üzerine kurabilirdim. Basamakları yavaş yavaş çıkmayı denerdim. Her ne kadar sabırsız olsam da vazgeçmeyi seven biri değilim. Ayrıca çok inatçı bir yapıya sahibim. O yüzden bu işin peşini bırakmazdım. Ben imkansızlıklar için yaratılmışım.
 
4.Şu an sen kimsin ve ne kadar büyük parlak ve faydalı bir macera ortaya koyacaksın?
Şu an ben; üniversite 2.sınıf öğrencisi olup başka da bir şey olmayan biriyim. Okumaktan başka gayesi olmayan ama çalışma hayatına atılmak için de can atan sabırsız biriyim. Okulum bittikten sonra yüksek lisans yapmak istiyorum ve bir de dil öğrenmek istiyorum. Sonra da vatana millete hayırlı bir birey olup hayırlı vatandaşlar yetiştirmek istiyorum. Bir de sonra da psikoloji okumayışünüyorum. Hep içimde ukte kalmıştı, belki bir gün bu bölüme de el atarım, kim bilir.
 
5.Kalbin daha önce kırılmamış olsaydı ne kadar neşeli, inanılmaz, olağanüstü, değerli ve tümüyle doyurucu bir ilişki içinde olurdun?
Güzel bir soru. (= Ben kelimenin tam anlamıyla soğuk nevalenin tekiyim. İnsanlarla öyle kolay kolay iletişim kuramam. İlk adımı karşı taraftan beklerim. Kalbim daha önce kırılmamış olsaydı insanlarla arama bu kadar sınır koymazdım sanırım. Güven eksikliği denen durum yaşanmazdı.

Kalbim daha önce kırılmamış ve üstüne basılıp çiğnenmemiş olsaydı içinde bulunduğum sevgiye daha çok değer verirdim. O sevginin içine kendimi adardım. O sevgiyle birlikte ben de büyürdüm. Her şey daha anlamlı olurdu.

Kalbim daha önce kırılmamış olsaydı şu an içinde olduğum kişi olmazdım sanırım. Daha neşeli, insanları mutlu etmeyi seven ve onlara güvenen biri olurdum. İnsanlarla aramda mesafeler olmazdı. Böyle soğuk nevalenin teki olmazdım anlayacağınız.
 
 
*
Bende Sıradan Bir Otaku, ve Kitap Soluğu'nu mimliyorum. Şimdi sıra sizde sevgili kitap kurtları :)
 
Pinterest shareGoogle Plus share

Saraydan Hikayeler (Prens ve Muhafız) / YORUM

 
Puanım:4
 
Bu kitapta Aspen'in ve Maxon'ın hikayesini dinledik. Yorumlara gelecek olursak;
Maxon; "Görünenin altında gizli kalmış gerçekler yatıyor" tabirini Maxon için kullanabiliriz. Beni bayağı bir şaşırttı. Özellikle aile ilişkileri çok şaşırtıcıydı. Maxon'ın babası -Kral Clarkson-'a çok sinir oldum diyebilirim. Sağ gösterip sol çakan tiplerden biri ve hem karısını hem de oğlunu ezip onlar hakkında söz sahibi olması çok kötü. Maxon göründüğü gibi bir değil, bunu unutmayın!
Aspen; Sağlam yürekli adam. Ne olursa olsun sevdiği kızdan vazgeçmeyen adam. Aspen sarayda kalıyorsa bunun tek nedeni America'dır. Sırf onu bir kaç dakika görebilmek için koşulları zorlaması çok hoş. America'ya olan sevgisi insanın gözlerini yaşartıyor. -Aspen'in America'ya hatıra olarak kıyafetinin kol düğmesinin koparıp vermesi çok güzeldi. Off, insanın sen nasıl bir adamsın böyle diyesi geliyor, benden söylemesi- (=
 
Sarayda yaşanan olaylara Maxon'ın ve Aspen'in gözünden de bakmış olduk ve yayınevinin bu güzel novella'yı yayınlaması da çok iyi olmuş. Böylece iki adamın düşüncelerini ve gizli kalmış gerçekleri de öğrenmiş olduk.
Ve son bir şey; America'nın işi çok zor!
 

Pinterest shareGoogle Plus share

Elit / YORUM

 
Puanım:4
 
ELİT / The Selection#2America artık bir elit ve sarayda sadece 6 kız kaldı. Ve ortada kıyasıya bir yarış var. Savaş desek daha doğru olur. Herkes prenses olmanın ve Maxon'ı etkilemenin peşinde. 6 kızla başlayan yarış 3 kızla sona yaklaşıyor. Geriye kalanlar; Celeste (Bu ne bir tek biçim isim ya kereste gibi) (= , Kriss ve America.
Bu kitapta anlayamadığım tek şey karakterlerin tutumları. Bir tek Aspen'in niyeti belli o da America ile evlenmek. America ise kimi seçeceğinden emin değil. Asıl beni sinir eden ikisini de bir arada idare etmesi. Buradan sana sesleniyorum America; sus ve kalbinin sesini dinle. Maxon mı yoksa Aspen mi? (Bir karar ver artık ya!!!) (=
Bu arada America'nın kız kardeşi May'i çok sevdim. Böyle kıpır kıpır ısırasım geldi o çocuksu yanaklarını. (=
 
Marlee ve Carter'in yasak aşkının ortaya çıkması ve çok ağır şartlar altında cezalandırılması çok kötüydü. O sahneleri okurken çok hüzünlendim. Marlee'ye içim acıdı. Ah Marlee. :( Ne çok sevmiştim halbuki bu kızı..
Ve Marlee'ye olan işkenceden sonra Maxon'ın onlara sahip çıkması bir artı puan. Onları gizlice sarayda tutması ve çalıştırması çok hoştu. Bu konuda Maxon benden bir artı puan aldı. Ama onun dışında bu kitapta biraz gıcık oldum. Aslında iktidar için yapıyor bir konuda hak vermek lazım ama böyle yaparak (yani Celeste ve Kriss'e de umut vererek) America'nın aklını ve kalbini karıştırıyor.


Neyse...
Acısıyla tatlısıyla ilk kitaptan daha güzel buldum bu kitabı. Kızlar arasındaki gerilim de göz doldurucu. Okurken kendinizden geçiyorsunuz. Ve bir diğer kitabı okumak için can atıyorsunuz. Ve macera kaldığı yerden devam ediyor.

 

Pinterest shareGoogle Plus share

Beni Seç / YORUM

 
Beni Seç / The Selection#1
 
 
Keyifle ve bir solukta okuduğum bir kitaptı. Yalnız America karakterine biraz uyuz oldum. Yani Maxon mı Aspen mi bir türlü karar veremiyor.(Benim için Maxon) İşin kötü yanı ise ikisine de umut vermesi. Kitaplarda en sevmediğim noktalardan biri de; kızın iki erkeğin arasında kalmış olması. Maxon'ı seçerse aklı Aspen'de kalacak, Aspen'i seçerse de bu kez aklı Maxon'da kalacak. Anlayacağınız America'nın işi çok zor. Aspen onun ilk aşkı olmasına rağmen ondan vazgeçebilecek midir? Maxon'ın şefkati ve yardımseverliğini bir kenar bırakıp onu yüz üstü bırakıp çekip gidebilecek midir? Bu soruların cevabını gerçekten merak ediyorum. Yazarın kast sistemine de vurgu yapması çok hoşuma gitti. Bu sınıfsal ayrıcalıkları hiç sevmiyorum. Yazarın bu konuya değinmesi de çok hoş olmuş. Kızların saraya alınması ve eğitimden geçmesi bana "Muhteşem Yüzyıl"ı hatırlattı. Mer'de Maxon'ın gözdesi konumunda zaten :) Bir de kızlaın prens için hazırlanması bana sanki defileye çıkacaklarmış da hazırlanıyorlarmış gibi hissettirdi. Kızlar gözümde bir nevi "Victoria Secret Melekleri" konumuna dönüştü. Her yerde kameraların olması ve kızların sürekli izlenmesi de bana "Biri Bizi Gözetliyor Evi"ni hatırlattı ve okurken o sahnelerde çok güldüm. Yazarın kalemi güçlü ve keyfi verici o yüzden bir an önce bu seriye başlayın derim, pişman olmazsınız. :)))
PUANIM: 4

Pinterest shareGoogle Plus share

Cerrah / YORUM

 
 
 
CERRAH / Rizzoli&Isles#1
 

Jane Rizzoli; Kendini herkese kanıtlama çabası içinde oradan oraya savrulan Jane benim favori kadın karakterlerimden biri oldu. O inatçı, zeki ve güçlü tavrı beni etkiledi. Jane'in üzerine bu kadar gitmeleri beni bazen gıcık etse de kitapta en çok sevdiğim karakterlerden biriydi.
 
İlk kitapta Maura'yı göremedim ama serinin ikinci kitabı olan Çırak'ta kendisiyle tanıştım. :) Ve bu arada seriye 2.kitaptan başlamakta çok tuhaf oluyor. Olaylar arasında bir kopukluk oluyor ama neyse ki bağları birleştirdim. :)
Her neyse...
Yazarın kalemine ve kıvrak zekasına bir kez daha hayran oldum. Okurken bazı sahnelerden midem bulana da oldukça etkileyiciydi. Ve itiraf ediyorum kitabı bitirdikten sonra kitaptaki bir sahne-spoi yok- rüyama girdi. Off:/ Bu kadar gerçekçi yazabilmesi ve insanı bu kadar etkileyebilmesi ile Tess Gerritsen bu işte usta isimlerden biri. Seri ne zaman biter bilmiyorum ama Tess'in yazma şevki hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Ne diyeyim kalemi daim olsun. :)
 
 
 
Dedektif Moore; ikinci kitapta hatırlamıyorum onun yerine Dedektik Korsak vardı. Catherina ile evlenince Moore işi bırakıp emekli olmaya karar verdi galiba. Ve bir kez daha söylüyorum ki-hata yaptım, biliyorum- seriye ikinci kitaptan başlamak aradaki bağı öldürüyor. Arada bir kopukluk oluyor ama neyse.
Cerrah; sen nasıl bir adamsın böyle, sana diyecek bir söz bulamıyorum. Tek bir damla kan ile fantezi kuran nasıl bir manyaksın hayret ediyorum doğrusu. Kelimenin tam anlamıyla PSİKOPAT bu adam! Kitabın başından sonuna kadar kim bu adam diye merak etmekten kendimi alıkoyamadım ve işin sonunda her şeyi öğrendik. Gerçi psikopatımızı içeri tıktılar ama orada fazla uzun süre kalacağını sanmıyorum. Sonuçta Cerrah bu yarım kalan işlerini bitirmek için geri geleceğini biliyorum. Ve bu adam çok tehlikeli. Onu görürseniz hemen kaçın, benden söylemesi :)
 
 
 
Bu kitap polisiye ve macera sevenler için biçilmiş kaftan. Bu kitabı okuyun ve Tess'in dünyası ile tanışın :)
PUANIM:4

Pinterest shareGoogle Plus share

Kış Güneşi / YORUM

 

 
Orijinal Adı: FRİGİD
Seri Bilgisi: FRİGİD#1
JENNİFER L. ARMENTROUT
Çeviren: Serkan Göktaş
316 SAYFA
GD: 3.85
BP: 4/5
*
Yorumum;
Off, bu çok güzeldi ama. Jennifer beni bir kez daha mest etti. Kyler'a her ne kadar sinir olsam da sonunda kendini toparladı ve gözünün önündeki aşka bir adım attı. Yani birbiriyle böyle dip dipe olan ve gözlerinin içine bakan birinin aşkını nasıl geç fark edebildiler anlam veremedim. Ama ikisi de birbirini kaybetmek istemiyordu ve duygularını söylemek için erteleyip durdular ama en sonunda birbirlerine aşklarını itiraf edip "sonsuza dek" yeminlerini ettiler ve bu çok hoştu. Kitapta tek sinir olduğum Kyler'ın umursamaz halleriydi. Yani bazen o kadar sinir oldum ki kafasını tutup duvara vurmak istedim. Öküzlükte sınır tanımadı. Ama onun dışında çok sevimli olduğunu da söylemeliyim. (= Sdy'in değerini anlaması biraz geç oldu ama sonunda çok güzel oldu. Ben bu seriye bayıldım ve sizin de seveceğinizi biliyorum. Okuyun pişman olmazsınız (:
*
Kitabın Konusu;
Sdyney ve Kyler küçüklükten beri arkadaştırlar. Her yere birlikte giderler ve aralarından su sızmaz. Kyler, Sdy'e olan aşkını kendine bile söyleyemezken ona olan aşkını içinde saklar ve bir gün tüm gerçekler gün yüzüne çıkar. Noel Tatili için gittikleri kayak merkezinde aşırı kar yağması sonucu mahsur kalırlar ve orada geçirdikleri süre boyunca birbirlerini daha iyi tanıma fırsatı bulurlar ve aşklarını itiraf ederler. Ve mutlu son (=
 

Pinterest shareGoogle Plus share

Kış Güneşi / ALINTILAR

 







Pinterest shareGoogle Plus share

Haziran Ayı Okuma Raporu / 2014

 
  1. SAF PRENSES - wattpad = 2
  2. ÇİRKİN - wattpad = 4
  3. MELEZLERİN SAVAŞI (OLİMPOS DAĞI #1) - wattpad =4
  4. KORUYUCU MELEK -wattpad =3
  5. KIŞ GÜNEŞİ = 4
  6. TEKLİF = 3
  7. ÇİRKİN = 3
  8. Cemal Süreya (Sevda Sözleri) = 5
  9. Özdemir Asaf (Yuvarlağın Köşeleri) - wattpad = 4
  10. Aç Kalbini = 2
  11. Ella ve Micha'nın Sırrı = 4
  12. Ella ve Michanın Geleceği = 4
 
SİZ BU AY NELER OKUDUNUZ ?
Pinterest shareGoogle Plus share

Ella ve Micha'nın Geleceği / YORUM

 
Serinin bu kitabını daha çok sevdim. En azından bazı şeyler açıklığa kavuşmuş oldu ve Ella hayatında belki de ilk defa mutlu olduğunu hissetti. Bu büyük bir gelişme en azından. Babası ve Abisi ile aralarındaki buzlar yavaş yavaş erimeye başlıyor. Son kitaba büyük bir değişim bekliyorum ben. Ve belki de kitabın en can alıcı noktası; Ella ve Micha'nın evlenmeye karar vermeleri. (Bu biraz spoi gibi oldu ama neyse) Ve bir konu daha var; Ethan ve Lila'nın durumu ne olacak çok merak ediyorum. Ne sevgililer ne de arkadaş. Çok karmaşık bir ilişkileri var. Bende anlayamadım onları. Serinin devam kitabında göreceğiz neler olduğunu. Bu kitap her şeyin rayına tam olarak oturmasa da bazı şeylerin düzeldiğine işaret eden bir kitaptı ve Ella ve Micha'nın hikayesi kaldığı yerden devam ediyor. Bir an önce okuyun derim (=
 
Alıntı;
Ella: Yaptığımız her şeyde kendimizi harika hissetmek önemli değildir. Esas önemli olan geriye dönüp baktığımızda sonuna doğru nasıl hissettiğimizdir.
*
Ella ve Micha'nın Geleceği / The Forever of Ella and Micha
Jessica Sorensen
PENA YAYINLARI / 312 SAYFA
Sır Serisi#2
Çeviren: Şerife Elif Subaş
GP:4.13
BP:4
 

Pinterest shareGoogle Plus share

Ella ve Micha'nın Sırrı / YORUM

 
Yorumum; Aç Kalbini gibi bir trajediden sonra bu kitap ilaç gibi geldi. Ve bir oturuşta okudum. Bir gün gibi kısa bir sürede bitti ve vakit kaybetmeden hemen ikinci kitaba başladım. Ve serinin diğer kitabını sabırsızlıkla bekliyorum. Yayınevini ve yazarın üslubunu beğendim. Kitapta beğenmediğim (Kız ile Oğlanın tutarsız davranışları gibi) bir kaç nokta olsa da genel olarak beğendim ve bu seriye başlamanızı tavsiye ederim. (Okurken bana Jennifer'ın Kış Güneşi adlı kitabını anımsattı ama bire bir aynısı değil). Kitaba başlamadan önce bu sır nedir diye kendinizi yiyorsunuz ve sonlara doğru her şey açığa çıkıyor. Ve ikinci kitabı okuma isteğiniz o kadar ağır basıyor ki onu da bir oturuşta oturup yalayıp yutuyorsunuz. Ve son olarak size tavsiyem bu seriye bir an önce başlayın (=

Konusu; Ella ve Micha küçük yaşlardan beri arkadaşlardır. İkisinin de problemleri vardır ve birbirlerinin kollarında yaralarını sarmalarlar. Sonra Ella'nın hayatı hiç olmadığı bir şekilde değişir ve kendini bir anda boşlukta bulur. Yanında Micha ile. Bu zor zamanlarında en büyük destekçisi Micha'dır. Ama Ella bütün bunlara, bu bunalımlara dayanamaz ve şehri terk edip üniversiteye okumaya gider. 8 ay sonra geri döndüğünde kalbini Micha'ya yeniden açma gibi bir planı yoktur. Ama birden her şey tepe taklak olur ve kendini Micha'nın kollarında, geçmişinde bulur. Ve bundan sonra her şey film şeridi gibi gözlerinin önünden akıp gider.


ALINTI: Onun ölmüş olduğunu düşünmek başıma gelen en korkunç olaydı. Babamın bir daha dönmeyecek olmasından bile kötüydü. Ölmemden bile daha kötüydü.
 
 
ELLA VE MİCHANIN SIRRI / The Secret of Ella and Micha
Jessica Sorensen
PENA YAYINLARI / 320 SAYFA
SIR SERİSİ#1
Çeviren; Şerife Elif Subaş
GP:4.07
BP:4
 
 

 
 
Pinterest shareGoogle Plus share

#4 HİKAYE - 4 YORUM# / Wattpad


*Saf Prenses; Kurgu ve anlatım bakımından zayıf bulduğum bir hikayeydi. Olaylar çok çabuk gelişti ve daha ne olduğunu anlamadan hikaye bitti. Karakterler hemen birbirlerine aşık oldular falan filan. Hikayelerde bu tarz durumları sevmediğimden okumaya da pek hevesi olmuyorum. O yüzden puanım iki.
 
 
*Çirkin;şra Küçük adı altında yayınlana hikayeleri seviyorum. Kısa ve öz anlatımı hoşuma gidiyor. Onun kaleminden çıkan her kitabı okurum diye düşünüyorum. Çirkin'de sevdiklerim arasında. Okurken keyif aldığım bir öyküydü. O yüzden bir göz atmanızı öneririm. Yazarın anlatım tutumunu beğendim, o yüzden bu kitaba puanım dört.


*Melezlerin Savaşı(Olimpos Dağı#1); Bu hikayeyi okurken çok farklı hissettim. Sanki farklı bir dünyaya adım atmışım gibi. Yazarın üslubunu beğendim. Kurguya zaten bayıldım. Sanki kitapları dünyaca satmış bir yazarın kitabını okuyormuşum gibi hissettim. Güzeldi o yüzden siz bunu bi okuyun derim (: Puanım dört tabi ki de...
 
 
*Koruyucu Melek; Kurgu olarak güzel fakat bana sıradan geldi. Yazarın anlatımını pek beğenmedim. Olaylar çok hızlı gelişti ve hemen birbirine aşık olan çiftleri sevmediğimi biliyorsunuz. Ama yine de okunabilir nitelikte. Bu kitaba puanım üç.
 

Pinterest shareGoogle Plus share

Çirkin / YORUM

 
*Çirkin; Okudum ve bitti. Teklif'ten bir tık faha yukarıdaydı ama bu okurken sıkılmamı engelleyemedi. Konusu ve kurgusu bakımından beğendim fakat yazarın anlatımı beni tatmin etmedim. Ve bir hafta gibi bir sürede okudum bunu kitabı da. Yayınevinin yazı boyutundan dolayı okurken zorlandım. Gözlerim sulandı yani. O da eksi bir etki bıraktı bende. Onun dışında okunabilir nitelikte, okuyup okumamak size kalmış.
Konusu; Charles biz gözünde kusur olan ve hafif topallayan bu yüzden de çirkin diye adlandırılan bir karakterdir. Oldukça çapkın bir karakterdir hatta (= Her limanda bir sevgilisi vardır diyebiliriz. Her neyse bir gün yolculuk yaptığı bir gemide Louise adında bir Leydi ile tanışır ve genç kadını bir anda kollarının arasında -yatağında- bulur. Ama bunun doğru olmadığınışünüp bir ölüm senaryaso yazar. Ama işler umduğu gibi gitmez ve yolları yine Louise ile kesişir. Ve mutlu son (= / -Sonunun mutlu sonla bitmesi +1 puan kazandırdı bende.-
ALINTI: "İçindeki tüm yanıklara serin hava üflememe izin ver."

Pinterest shareGoogle Plus share

Teklif / YORUM

 

 
*Teklif; Sıkıcıydı ama sonunda bitti. Kitabı bitirmem bir hafta sürdü. Başları çok sıkıcıydı ortaları idare ederdi sonu ise güzel bitti. Ama yine de okurken beni çok baydı. Yani o derece. Fenalık geldi. Bir ara bırakasım geldi kitabı ama zorlaya zorlaya bitirdim sonunda. Konusunu ve kurgusunu beğendim ama anlatım sıkıcıydı. Yazım hatalarından geçilmiyordu. Genel olarak beğensem de beni tatmin etmedi ve beklediğimi bulamadım. O yüzden puanım;3. (Okusanız da olur, okumasanız da. Size kalmış bir şey.)
Kısaca Konusu; Mick, fare avcılığı ile geçimini sağlayan alt sınıftan bir köylüdür. Edwina ise dil bilimi üzerine dersler vermektedir. Bir sebepten ötürü yolları Edwina ile kesişir ve kendinlerini bir teklifin içinde bulurlar. Teklif ise şaşırtıcıdır. Ve yapılması başta imkansız görünse de sonucu çok iyi bir şekilde bitmiştir. Teklif; Mick'in 6 hafta içinde bir asilzadeye dönüşmesidir. Eğer bunu becerebilirlerse ödül olarak bin pound alacaklardır. Böylece olaylar gelişir ve en sonunda Edwina ve Mick istediklerine kavuşurlar. (Fazla Spoi İçermemektedir!)
ALINTI: Hoşlandığın biriyle öpüşmeden dans etmişsen hiç dans etmemişsin demektir.

Pinterest shareGoogle Plus share

Aç Kalbini / YORUM




Aç Kalbini; Bana göre dünyanın en sıkıcı kitabı olmaya aday kendisi. Okurken nasıl sıkıldığımı bir ben bilirim. Yani dayanamayıp bırakacaktım kitabı. Ama yarım bırakma gibi bir huyum olmadığından kitabı zorla da olsa bitirdim ve felaketti benim için. Başta çok sıkıcıydı. Tamam dedim belki ilerde bu monotonluk kırılır dedim ama hiç bir tık olmadı. Konusu ve kurgusunu beğenmedim. İşte o kadar! Karakterler birbirlerinden bir haber. Yazar kendinden bir haber. Yuvarlanıp gitmiş kitap. Daha iki üç gün içinde tanıdığın adama asıl aşık olursun sen be kadın! Tepem attı yani. Karakterler bana dengesiz geldi. O yüzden bu kitabı okuyup da zamanınızı ziyan etmeyin. Çünkü okunmayı bekleyen bundan daha güzel kitaplar var.

*
AÇ KALBİNİ / Katarina Mazetti
Pegasus Yayınları / 232 SAYFA
Grabben I Graven Bredvid
Fransızcadan Çeviren: Hakan Tansel
Puanım: 2
 
 
 
 
 
Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI